keyifli alışveriş. DEKOPAZAR
Zemin > Kilim
Gelenekselden “Art-kilim”e
      Belkıs Balpınar, geleneksel kilim dokuma teknikleriyle bilgisayar teknolojisinin olanaklarını buluşturuyor. Uzay, kuantum fiziği ve biyolojiden esinlenen Balpınar, kilimde yeni bir formu dünyaya pazarlıyor. El sanatları ortaya çıktığı toplumun duygularını, sanatsal beğenilerini ve kültürel özelliklerini yansıtır. Geleneksel Türk el sanatları Anadolu’nun binlerce yıllık tarihinden gelen çeşitli uygarlıkların mirasıyla kendi değerlerini birleştirerek zengin bir mozaik oluşturur. Kilim dokuma da bu mozaiğin içinde yer alır ve Anadolu’nun önemli geleneksel el sanatlarından biridir. Uzun yıllar müzecilik yapan ve sanat tarihi araştırmacısı olarak çalışan Belkıs Balpınar ise geleneksel kilime çağdaş bir yorum getiriyor. Balpınar, “Geleneksel kilimler kuşaktan kuşağa geçen motifleri ve sembolleri üzerinde taşıyor. 21. yüzyıl insanı olarak bilinçaltımdan gelenleri bu doku üzerinde ifade etmeye çalışıyorum” diyor.
     
     Balpınar 1963’te Güzel Sanatlar Akademisi tekstil bölümüne girer. Üniversiteden sonra bir süre halı desinatörü olarak çalışır; halı konusunda yayınlar yapmaya başlar ve Anadolu’yu gezer. 1968-1973 yılları arasında İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde Halı ve Kilim Seksiyonu Şefi olarak görevlendirilir. Anadolu’da gezerken sıkça karşılaştığı kilimleri değerlendirmek için vakıflara bir Kilim Müzesi kurmayı teklif eder. Bu amaçla yaptığı uluslararası çalışmalarda yurtdışındaki müzelere davet edilir, ABD ve Avrupa’daki konferanslara katılır. 1986’da emekli olduktan sonra Kuzguncuk’ta halı ve kilim restorasyonu yapmaya başlar.
     
Geleneksele çağdaş yorum
      Önceleri geleneksel kilimler tasarlayan Balpınar, bir arkadaşının yönlendirmesiyle kilim tasarımında farklı bir üsluba geçiş yapar. “Geleneksel kilim desenleri düz bir düzlem üzerinde dağılmış, çoğunlukla simetrik formlar. Bunlara uçuş ve hareket vermek istedim. Başlangıç noktam bu oldu” diyen Balpınar, bugün antika kilimlerin dokusuyla duvar kilimi tasarımları gerçekleştiriyor. Türkçe bir deyim bulamadığı için sanatını da “art-kilim” olarak tanımlıyor. Balpınar’ın tasarımları son 10 yıldır hakkında araştırmalar yaptığı uzay, kuantum fiziği ve biyolojiden ister istemez etkilenmiş: “Uzaydaki hareketleri desenlerimde kullanıyorum. Boyutlarla oynamayı seviyorum. Sert, keskin ama minimalist bir tarzım var. Çizgileri ve biçimi en aza indiriyorum. Sadeliği sevdiğim için basit desenler yapıyorum.” Tasarımın başlangıç aşamasında küçük desenler çizen Balpınar, bunları taradıktan sonra çalışmasına bilgisayarda devam ediyor. Tasarımlar tamamlandığında üretim aşaması için çalıştığı üç dokumacı kadınla bir araya geliyor.
     
     İlk başladığı yıllarda tasarımlarının kilimlerde doğru olması için işin başından ayrılmayan Balpınar, artık hiçbir endişe taşımadan tasarımlarını dokumacı kadınların eline bırakıyor. Kilimlerde malzemelerin resim gibi insana zevk verdiğini gördüğü için tasarımlarında kilim dokuması kullandığını vurgulayan Balpınar, Anadolu’nun çeşitli yerlerinden uygun mevsimlere göre yün alıyor. Elde kirmanda eğirtip kökboyalarıyla boyatıyor. Geleneksel kilim dokuma teknikleriyle yapılan kilimlerde keçe de kullanıyor. Tasarımlarında daha çok siyah ve beyazı tercih ediyor ama kökboyasıyla çok iyi renkler elde edildiği için renkli tasarımlar da yapıyor. Kilimlere genellikle uzaydan etkilenerek galaksi, nebula, patlayış gibi adlar veriyor.
     
Yılda en fazla 30 parça
      Balpınar, tasarımlarının satışını web sayfası ve düzenlediği sergiler aracılığıyla yapıyor; siparişlerini internet üzerinden alıp tasarımları çizdikten sonra gönderiyor ve onay alıyor. İki yılda bir hem yurtiçinde hem de yurtdışında sergi açıyor, tasarımlarını New York, Washington, Stockholm, Caracas, Milano gibi dünyanın birçok yerindeki galerilerde sergiliyor. Yılda en fazla 30 parça üretiyor: “Ürünlerimi daha fazla sayıda yapmamı istiyorlar, ama fazla üretim hoşuma gitmiyor. Ucuz malzemelerle, kısa sürede üretip ucuza satmak istemiyorum. Sanatçı olarak tek tek yapıp galerilerde sergileyip satmayı tercih ediyorum” diyor.
     
     Sanatçının kilimleri dünyanın birçok yerinde oteller, bankalar ve iş merkezlerinde yer alıyor. The Marmara Manhattan Oteli’nde 80 farklı boyda tasarımları bulunan Balpınar’ın; Dünya Bankası’nın ana binasının girişinde, Mucianno Prada’nın kişisel koleksiyonunda, Amerikalı ünlü koleksiyoncu Bernard Choppard’da kilimleri var. Türkiye’de ise Ekonomi Bankası’nda, İznik Vakfı’nda ve özel koleksiyonlarda tasarımları yer alıyor ve “Özelliği olan bir iş yapıyorum.
     
     Türkiye’nin geleneksel sanatını kullanan biri olarak çağdaş çizgimle dünyada ülkemizi temsil edebilirim” diyor. Bir Türk sanatçısı olarak uluslararası platformda sesini daha çok duyurmak istediğini, ama Türk olmanın zorluklarını yaşadığını vurgulayan Balpınar, birkaç yıl önce Tokyo’da katıldığı bir sergideki izlenimlerini şöyle aktarıyor: “Sergide birçok iyi Japon sanatçı vardı, ama ABD’de yaşayanların çok ünlü olduğunu gördüm. Japonya’da olanlar orada kalmış. Avrupa ve ABD’nin sanatta yaptığı bir tekelleşme var. Onun içine girmeniz ancak orada yaşamanızla oluyor. Her yıl ABD’de ev kiralayıp bir süre orada yaşıyorum. O zaman uluslararası yayınlarda yer alabiliyorum.”
     
Kaynak: Dyorum Dergisi

Google
Google



Reklam vermek için...