keyifli alışveriş. DEKOPAZAR
Zemin > Halı
Kaşmir 2007'de de iddialı
      Atilla Sümer: “Bugüne kadar çok doğru işler yaptık. Iç pazarda marka bilinirliğini 1,5 yıl gibi kısa bir zamanda en üst noktaya taşıyarak sektörde tanınmış markalar statüsüne girdik. 2006 yılında tek bir marka adı altında sektörde pazarın lideri olduk. 2007 yılında da hem iç hem dış pazar ağırlığıyla iyi bir noktaya geleceğimize ve hedeflerimizi yakalayacağımıza inanıyorum.”
     
     Kaşmir Halı Genel Koordinatörü Atilla Sümer’le 2005 yılındaki söyleşimizde sektörde marka olabilmenin önemini vurguluyordu. 2006 yılı hedeflerinin iç pazarda lider olmak olduğunu belirtiyordu. Atilla Sümer 30 yıllık sektör tecrübesiyle bunu iddia ediyordu. Kaşmir Halı gerçekten de 1,5 yıl kadar kısa bir zaman içinde pazarın liderleri arasında yerini aldı.
     
     Yıl 2007. Atilla Sümer’le geçtiğimiz bu süre zarfında Kaşmir Halı’da yaşanan değişiklikler, 2007 yılı hedefleri, yatırımları, yeni koleksiyonları ve elbette ki yeni öngörülerine ilişkin kapsamlı ve son derece keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
     
Atilla Bey, Kaşmir Halı’nın sektöre giriş ve bugünlere geliş serüvenini kısaca anlatabilir misiniz?
      Kaşmir Halı, 2005 yılının Eylül ayı itibariyle pazara ürün vermeye başladı. 2006 yılında tek bir marka adı altında sektörde pazar lideri olduk. Tek bir markayla pazar lideri olmak yalnızca üretim ve satışla orantılı birşey değildir. Kurumsal kimlik anlamında da çok önemli bir göstergedir. Biz her anlamda pazarın lideri olduk.
     
     Böyle bir liderlik insanların size benzemeye, benzer ürün ve satış kanalları yaratmaya çalışmalarına neden olur. Lider firma örnek alınan kurumdur. Bu açıdan renk, desen ve modelleriniz örnek alınarak üretilmeye çalışılır.
     
     Bugüne kadar çok doğru işler yaptık. İç pazarda marka bilinirliğini 1,5 yıl gibi kısa bir zamanda en üst noktaya taşıdık ve tanınmış markalar statüsüne girdik. Özetle, 2006 bizim için iyi bir yıl oldu. Hedeflerimizi tutturduk, yatırımlarımız ise halen devam ediyor. 2007 yılında da yatırımlarımız ve ürün çeşitliliğimizle kendimizden söz ettireceğiz.
     
Kaşmir Halı’nın başarısının sırrı nedir?
      Çok büyük bir ekip çalışması yapıyoruz. Yaratıcı grubumuz, fabrikamız ve satış-pazarlama grubumuz çok iyi çalışıyor. Dolayısıyla ekip çalışmasıyla içiçe olan sistemimiz başarılı bir şekilde işliyor.
     
     Bunun yanında çok rahat bir çalışma ortamına sahibiz. Bu çok önemli bir husustur. İnsanları stres altında çalıştırdığınızda yaratıcılıklarını kısıtlarsınız. İnsanlar yaratıcılıklarını hayata geçirebilmek için risk almalıdırlar. Bu noktada rahat bir çalışma ortamı önemlidir.
     
     Sonuçta sektörde çok ciddi ve köklü markalar yer alıyor, bunların önüne geçebilmek çok ciddi çalışmalar gerektirir. Bu açıdan firma olarak biz sürekli yenilik içerisindeyiz. Tüm arkadaşlarımız büyük bir heyecan İçerisinde herşeyin en güzelini yapabilmek ve yaratabilmek için çalışıyor. Herkesin yaptığı işler değil başkalarının yapmadığı ve düşünemediği şeyleri hayata geçirebilmek bizim için önemli.
     
     Bu nedenle bizim bütün heyecanımız, kendi satış noktalarımızda markanın gücüyle markaya yatırım yaparak kaliteli ve doğru ürünleri pazara sunmak. Tüm bunların sonucunda elde ettiğimiz başarı ise doğru yolda olduğumuzu gösteriyor.
     
Şu an toplam kaç kalitede üretim yapıyorsunuz?
      Toplam 17 kalitede üretim yapıyoruz. Bu açıdan diğer firmalara oranla üretim çeşitliliğimiz daha fazla. Önümüzdeki günlerde de 3-4 yeni koleksiyonumuz daha devreye girecek. Şu an onlarla ilgili çalışmalarımız devam ediyor.
     
Koleksiyonlarınızın hitap ettiği kitleyi tanımlar mısınız?
      Kaşmir’in genel çizgisi daha önce yapılmayanı yapmak, farklı renk ve desenleri kullanarak her türlü zevk ve bütçeye uygun üretimler yapmaktır. Bunun içerisinde A-B sosyo ekonomik grubundan C-C1-D’lere kadar uzanan farklı tüketici zinciri yer alır. Biz bu zincirin tüm halkalarından pay almak istiyoruz.
     
     Dolayısıyla çok farklı ürünler yaratıyoruz. Bizim dikkatimizi çeken, Türkiye’nin dünyadaki makine halıcılığında çok ileri noktalarda olduğu konusu. İnanın, Türkiye’deki üreticilerin birçoğu gerek kalite, renk ve desen gerekse koleksiyon açısından dünyadaki çoğu firmayı geçmiş durumda. Bu ortamda bizim daha da iyi bir noktaya gelebilmemiz için güzel şeyler yapmamız gerekiyor. Bu amaçla firma olarak çok güzel şeyler yaratıyoruz. Bu yeni çalışmalarımızı önümüzdeki günlerde tüketici beğenisine sunmayı planlıyoruz.
     
Kurumsallık ve marka bilinci sizce sektördeki firmalarca doğru algılanıyor mu?
      Öncelikle markalaşmak çok özel bir olaydır. Yalnızca firmaya bir isim bulmakla veya çeşitli mecralardaki reklam çalışmalarınızın desteğiyle marka olunmaz. Bu zincirin halkaları vardır ve bunların firmalarca iyi bilinmesi gerekir.
     
     Öncelikle firmaların işletme giderleri, bu işe ayıracakları fonu yaratabilmeleri için katma değer yaratmaları gerekir. Ve bunu yaratamayan firmalar uzun vadede çalışmalar veya yatırımlarda da bulunamazlar.
     
     Bir firma düşünün, sıfırdan bir marka yaratarak pazarın lideri oluyor. Bu elde edilmesi oldukça güç bir başarıdır. Markanın gücü bu noktada ortaya çıkar. Biz firma olarak bunu başardık.
     
     Kurumsallık ise bir diğer önemli konu. Örneğin; fiyat sabitliği bir kurumsallık göstergesidir. Fiyatlar sürekli hareket halinde olursa firma ve markaya güven azalır.
     
     Bu açıdan aslında fiyatla oynamak çok tehlikeli ve dikkat edilmesi gereken bir husustur. Genelde talep azaldığında pazardan pay kaybetmemek adına çoğu firma fiyatlarını aşağı çekiyor. Bu aslında zaman içinde kazançtan çok kayıplara neden oluyor. Kısacası her konuda da Türkiye’de yeterince bir bilinçlenme olduğu söylenemez.
     
Kurumsallğın bir diğer ayağı ise bayi yapılanması… Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
      Şu anda Türkiye’de yaklaşık 1300 noktada bayimiz ve 12 toptancı bayimiz bulunuyor. Bayilerimizin her birini yaklaşık 7’şer 8’er vilayete bölerek herbir bayiye Türkiye genelinde 100-150 civarında perakende satış noktası verdik. Bayilerimizle olan iletişimimiz sıklıkla yapılan toplantıları-mız aracılığıyla devam ediyor.
     
     Bunun yanında perakende noktalarla yakın ilişki içerisindeyiz, bu arkadaşlarımıza kampanyalarımızı, hedeflerimizi, gelecekte yapacağımız çalışmaları ve vizyonumuzu birebir aktarma imkanına sahip oluyoruz. Dolayısıyla tüm bunlar da bize güç katıyor ve bayi arkadaşlarımızla birlikte hareket etmiş oluyoruz.
     
     Doğru arkadaşlarla çalışarak doğru bir ortaklık içerisine girdiğimizi düşünüyoruz. Bizim için bayilerimiz ve satış kanallarımızın yapılanması bu anlamda çok önemli.
     
Türkiye’deki halı sektörünü değerlendirir misiniz?
      Öncelikle piyasada genel anlamda ciddi bir arz fazlası yaşanıyor. Talebin çok üzerinde bir üretim sözkonusu. Her firma değişik yollardan kendine pazar arayışı içerisinde, markasız olan üreticiler ürünün fiyatını çok aşağılara çekerek bir şekilde mal satmanın telaşında. Markalılar kendi satış noktalarını oluşturarak farklı satış yollarıyla kendi ürünlerini satmanın peşindeler.
     
     Bu da piyasada bir kargaşa yaratıyor. Benzer ürünler çok farklı fiyatlarla pazarda dolaşıyor. Tüketicinin aklı karışıyor. Dolayısıyla içinde bulunduğumuz dönemde halı sektöründe bir kaos yaşandığını söyleyebiliriz. Üreticinin çok fazla olması bir de marka yaratmanın anlamını aslında bilmeyen üreticilerimizin olması durumu daha da çıkmaza sokuyor.
     
     Türkiye’nin genelinde şu anda mevcut bütün sektörlerde talep daralması sözkonusu. 2006 yılının Kasım-Aralık ayında kendini gösteren bu durumun uzun süreli olacağını düşünmüyorum. Her ne kadar henüz bu talebin canlandığına yönelik bir işaret olmasa da önümüzdeki aylarda daha keyifli bir noktaya gelinerek, satışların arttığı bir dönem yaşanacağı düşüncesindeyim.
     
Reklam çalışmalarınızda Sibel Can isminin tercih edilmesine değinebilir miyiz?
      Kurumsal kimlik çalışması yaparken kapsamlı bir araştırma yaptık. Türkiye’de Kaşmir’le özdeşleşecek sanatçı veya sanatçılar kimler olabilir düşüncesiyle hareket ettik. Sonuçta doğru tespit edilen bir sanatçının markanın önüne geçmediği takdirde markaya fayda getireceğine inancımız vardı. Bu noktadan hareketle ciddi bir çalışma ve araştırmaların ardından Sibel Can’ı tercih ettik.
     
     Tüketicimizin %90 hatta 95’inin kadınlardan oluşuyor. Bunun yanında, en sevdiğiniz sanatçı kimdir sorusuna Türkiye’deki kadınların büyük çoğunluğunun Sibel Can demesi, bu isimde karar kılmamıza neden oldu. Bu anlamda reklam yıldızımız tesadüfen seçilmiş bir sanatçı değil yaptığımız çalışmaların neticesinde markaya fayda getireceğine inandığımız için bu isimdir. Sonuçlardan son derece de memnunuz.
     
Önümüzdeki dönem reklam çalışmalarınıza yönelik neler söyleyebilirsiniz?
      Birkaç ay içerisinde yeni reklam filmimizin devreye girmesi bekleniyor, bununla ilgili çalışmalarımız da devam ediyor. Yine başarılı sonuçlar çıkacağına inanıyoruz.
     
Bu yıl Zemin Fuarı’na katılan firmalardan biri de sizsiniz. Bu konuda neler söyleceksiniz?
      Geçtiğimiz yıl iç pazara yönelik çalışmalarımızı ve yatırmlarımızı tamamlayarak pazar lideri olduk. Bu yıl artık iç pazarda lider olduğumuzu göstermemizin zamanı geldiğini düşünüyoruz. Bu nedenle bu yıl fuara biz de katılıyoruz. Fuarın verimli geçeceğine inanıyoruz.
     
İhracata yönelik çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
      İç pazara yönelik gerekli yapılanmamızı tamamladıktan sonra bu yıl ihracat çalışmalarına da başladık. Bu çalışmalarının ilk aşaması da Domotex Hannover Fuarı’yla oldu. Bu yıl ilk defa katıldığımız fuarda firma olarak çok büyük bir ilgi gördük.
     
     Şu an Avrupa, Rusya, Ukrayna, Ortadoğu, Türki Cumhuriyetler, Amerika, Güney Kore ve Japonya olmak üzere dünya genelinde tüm bölgelerdeki yapılanmalarımız çok hızlı bir şekilde devam ediyor. Bu bölgelerden çoğu siparişler alınmış durumda ve üretim aşamasında. Dolayısıyla 2007 yılında da hem iç hem dış pazar ağırlığıyla iyi bir noktaya geleceğimize ve hedeflerimizi yakalayacağımıza inanıyorum.
     
Uzun yıllardan beri sektörün içindesiniz. Halı sektörünün dünü ve bugününü değerlendirir misiniz?
      Geçmişte sektördeki firmalar birbirleriyle daha çok iletişim halindeydi. Sıklıkla biraraya gelerek ortak sorunlarını dile getirebiliyorlardı. O zamanlar sektörün sorunları ve gelecekle ilgili çok ciddi stratejiler yapılıyordu.
     
     Tabi bazı şeyler zamanla erozyona uğruyor. Zaman içinde sektöre dışardan çok sayıda oyuncunun katılması sektörün dejenere olmasına neden oldu diyebiliriz. Geçmişte halı sektörünün bir kimliği vardı, bugün ise halı kimliği modaya dönüştü.
     
Kaynak: halionline.net
Google
Google



Reklam vermek için...