keyifli alışveriş. DEKOPAZAR
Zemin > Halı
Hint halıları
      “Bu halıların genel özellikleri oldukça zengin, aristokratik ve zariftir ancak İran sanatına yakın soyut ve ideal bir zarafete sahip değildir. Tüm Hint halıları asimetrik düğüm ile dokunmaktadır ve bu özel yoğun düğümleme tekniği ile dikkat çeker. Bu düğümleme tekniği, halılara gerçekçi biçimsel detayları aktarmak için oldukça uygundur.”
     
     Hint halılarını karakterize eden başlıca taraf; sarı, pembe, açık mavi ve yeşil gibi oldukça canlı renklerden oluşan renk paletidir. Bunun dışında halılarda en çok göze çarpan özelliklerden biri de sadece arka fonda kullanılan ve lac kırmızı adı verilen tipik kırmızı renktir. Hint tasarımları, İran tarzından miras kalmış olsa da, asimetrisi ve gerçek ile detaylara yoğunlaşan güçlü resimleri ile tanınır. Halılar üzerindeki süslemeler, genellikle doğal çiçekli desenlerden oluştuğu gibi biçimsel sahneler de bulunur. Halı üzerindeki kompozisyonlar özenilmiş değildir.
     
     Halılardaki doğal uslup nedeniyle, İran ve diğer üretim bölgelerinden etkilenen birkaç örnek dışında Hint halıları karakteristik dekoratif motiflerden yoksundur. Bu halıların genel özellikleri oldukça zengin, aristokratik ve zariftir ancak İran sanatına yakın soyut ve ideal bir zarafete sahip değildir. Tüm Hint halıları asimetrik düğüm ile dokunmaktadır ve bu özel yoğun düğümleme tekniği ile dikkat çeker. Bu düğümleme tekniği, halılara gerçekçi biçimsel detayları aktarmak için oldukça uygundur. Halının yapısı genel olarak yün ve pamuktan oluşur; kuzeydeki yörelerde yumuşak ve parlak Kaşmir yünü kullanılır. Halının yapısında ve havında kimi zaman ipek kullanıldığı da görülmektedir. Hint halıları orta ve büyük ebatlarda, en büyüğü 150 x 240 cm genişliğinde dokunmaktadır.
     
Hint halılarının doğuşu
      Bölgenin ılıman iklimi nedeniyle, soğuktan korunma ihtiyacı bulunmadığından, düğümlü halılar Hindistan’da 16. yüzyıla kadar bilinmiyordu. Düğümlü halılar, bir Safavi hayranı olan İmparator Akbar (1556-1605) tarafından ülkeye tanıtılmıştır. Moğol hükümdarı Akbar zamanında, bölgenin o dönemdeki iki başkenti olan Agra ve Fatehpur Sikri’de atölyeler kurulmuştur. Bu nedenle, Hindistan’daki halı dokumacılığı saraylar için özel olarak geliştirilmiş bir sanat ve halılar da sarayları süsleyen değerli döşeme malzemeleri şeklinde ve ortaya çıkmıştır. Saray ile yakından bağlantısı nedeniyle düğümlü halılar, 18. yüzyılda hanedanlığın düşüşü ile beraber gerilemeye mahkum olmuştur.
     
     Hint halıları, yapısını özellikle İran halılarından almıştır. Her iki türde de teknik ve sitil birbirine benzerdir; asimetrik düğümler, en kaliteli yün olarak kabul edilen Kaşmir yünü gibi değerli malzemelerin ve bazen ipek, altın ve gümüş ipliklerin kullanımı, saray nakkaşları tarafından resmedilen çiçekli ve biçimsel çizimlerin esas alındığı bir üretim şekli söz konusudur. 16. yüzyılın bozulmamış örneklerinin çıktığı Hint halıları, ileriki yıllarda renk paleti ve çizimleri açısından iki gruba ayrılmıştır. Koyu kırmızı bir arka plan üzerinde soluk şekiller ile en yoğun renklerin kullanıldığı halılar Hint duyarlılığını temsil etmektedir. Geri kalanlar ise İran sanatının imitasyonları olarak kabul edilmektedir. İkisi arasında çok az bir fark olması nedeniyle, son günlerdeki eğilim Hint halı kökeninin nereden geldiği konusunda bir açık kapı bırakarak, bu halıları Safavi ve Moğol hanedanları arasındaki yakın ilişkinin temsilcileri olarak kabul etmektir.
     
Moğol tarzı
      17. yüzyılda, atölyelerdeki İran artistleri yöresel nakkaşlar ve artistler ile yavaş yavaş yer değiştirmiştir. Böylelikle halılarda çok daha belirgin bir Hint niteliği gelişmeye başlamış ve halılar İran sanatı etkisinden sıyrılarak bölgenin ihtiyaç ve beğenilerini daha iyi temsil etmeye başlamıştır. Moğol tarzı, Akbar’ın oğlu Jahangir’in (1605-1627) bitki bilimine olan ilgisinden bir hayli etkilenmiştir. Onun yönetimi altında neredeyse tüm sanatlarda çiçekli desenler kullanılmaya başlanmıştır. Şah Jahan (1628-1658) döneminde ise bu tarz en üst seviyede bir olgunluğa ulaşmıştır.
     
     Hint boyacıları, tekrarlanan boyama tekniğiyle elde ettikleri gölgeler ile renkleri neredeyse mineli bir görünüme kavuşturarak oluşturmaktadırlar. Hint halılarının tipik bir özelliği olan koyu kırmızı renk, kırmızböceği soyundan bir böcekten temin edilmektedir. Genellikle halının zemin rengi olarak kullanılan bu kırmızı üzerine açık sarı, hardal sarısı, açık kırmızı, pembe, açık mavi, gece mavisi, açık yeşil, turuncu, siyah ve kahverengi renklerde tasarımlar eklenmektedir. Bu halıların bir diğer karakteristik özelliği de renklerin kombinasyonudur; hiçbir taslak hazırlanmaksızın, kırmızı ve pembe ya da mavi ve yeşil gibi iki farklı tondaki renk yan yana kullanılabilmektedir. Koyu renk zemin üzerindeki kenarlar, keskin bir yeşil mavi kullanılarak belirginleştirilerek alt zeminin koyu kırmızısı ile bir kontrast yaratılmaktadır.
     
Çiçekli halılar
      Hint halılarında en yaygın desen çiçekli olanlardır ve bunların çoğu Lahore bölgesine özgüdür. Halılarda, farklı türdeki birçok çiçekli bitki resmi, yatay bir sırada Moğol tarzını koruyarak dizilmektedir. 18. yüzyıldan kalma bir taslakta, çiçekler ufak ve yoğun bir düzenleme içinde, her bir çiçek sapından diğer bir çiçeğe bağlanmış bir şekilde yer almaktadır. Bu düzen, doğrudan İran çiçekli halılarını anımsatmaktadır. Hint halılarında ayrıca yeşillikler içinde sunulan ağaç örnekleri de yer almaktadır.
     
Seccade halıları
      Hindistan’daki dini yaşama yabancı bir oluşum olan seccade halılarının Moğol tesfiri, açık bir biçimde İran’dan etkilenmiştir. Ancak Moğol seccadelerinde mihrab, koyu kırmızı renkli bir iç kısım ve çiçekli bitkiler yer almaktadır. 18. yüzyıla dayanan bu seccade halılarında, tek bir bitkiden büyüyen farklı türde pek çok sayıda ufak çiçek deseni resmedilmiştir.
     
Biçimsel desenler
      Kimi zaman Hint destanlarından bölümleri temsil eden biçimsel desenli halılarda çoğu zaman av sahneleri yer alır. Bu halılar, öğelerin asimetrik dağılımı, ebatları ve figürlere verilen önem nedeniyle İran halılarına oranla çok daha canlıdır. Ayrıca bu figürler genellikle hareket halindeyken gösterilmektedir.
     
19. Yüzyıl
      18. yüzyıl sonunda krize giren Hint halı dokumacılığı 19. yüzyıl süresince, pazar taleplerini karşılamak için yaşanan değişimler nedeniyle değer kaybetmiştir. Klasik İran halı taklitlerinin batı pazarlarında çoktan yer etmesi de bu düşüşte etkili olmuştur. Bunlara ek olarak, aynı dönemde yerel halı atölyeleri İngiliz ya da Avrupa firmalar tarafından devralınarak yönetimleri değiştirilmiştir. Buna rağmen yüksek teknoloji standartlarını 1860-1870 yıllarına kadar korumayı başaran Hint halıları, kimyasal boyaların ortaya çıkması ile birlikte renk yoğunluklarını kaybetmeye başlamıştır. Bölgenin halı dokumacılığında köklü bir geçmişi olmaması nedeniyle köy ve kasabalardaki halılarla da bir ilerleme kaydedilememiştir. Günümüze kadar korunan tüm eski örnekler, şehir atölyelerinde dokunmuş olsa da halıların biçimsel homojenliğinin sağlandığı üretim bölgelerinin nerede olduğu kesinlik kazanmamıştır.
     
     Hint halıları, kullanılan yünün kalitesine göre iki coğrafi bölgeye ayrılmaktadır. Buna göre; kullanılan yün yumuşak ve parlak ise, halı kuzey bölgelerde üretilmiş demektir. Yün sert ve donuk ise de halı güney bölgelerde üretilmiştir. 19. yüzyılda aktif bir şekilde üretim gerçekleştirilen atölyeler çoğunlukla kuzeyde Lahore, Srinagar, Rajasthan ve Agra bölgelerindedir.
     
Kaynak: halionline.net
Google
Google



Reklam vermek için...