keyifli alışveriş. DEKOPAZAR
Zemin > Halı
Halıya farklı bir yaklaşım
Tahsin Cücen: “Türkiye’de halının bir tüketim ürünü gibi sunulmadığını görmek en başında bizi şaşırttı. Bir kasabın koyunu et olarak görmesi gibi yerli üreticiler ve satıcıları da halıyı metrekare cinsinden ip ve ilmek sayısı olarak görüyor ve müşterilerine öyle anlatıyorlardı.
      Bugün piyasada varolan birçok firmanın, halıyı nihai tüketicisine metrekare üzerinden fiyatlandırması bize hala çok komik geliyor. Dolayısıyla olaylara farklı bir gözle bakmamızın birçok anlamda yenilikler getirdiğine inanıyoruz.”
     
     Yıllardır yatak, oturma grubu, panel mobilya üreticisi olarak tanıdığımız Alfemo artık halı sektörüne de iddialı bir giriş yaptı. Yepyeni desen ve tasarımlarıyla ve Carpetland markasıyla görücüye çıkan ürünler önümüzdeki günlerden adından sıkça söz ettireceğe benziyor. Alfemo iş geliştirme koordinatörü Tahsin Cücen’den Carpetland’ın kuruluş aşaması ve felsefesi hakkında aldığımız bilgileri siz okuyucularımızla paylaşıyoruz.
     
     “Bir mobilya firması olarak, ürün grubumuza ev dekorasyonunun bir parçası olarak gördüğümüz halıyı da eklemeyi uzun bir süre önce düşündük ve bununla ilgili koltuk kumaşlarımızla aynı desenlerden dokunmuş şönil halı, şal ve yer minderi üçlemesinden oluşan bir kolleksiyonu üç sene kadar önce mobilyalarımızla beraber satışa sunduk.
     
     2005 yılı başında ise yönetimimizle halı sektörünü mercek altına alarak, marka ve mağazalaşma sürecimiz açısından stratejik bir karar olduğunu bildiğimiz bir yapılanmayı başlattık.
     
     Açıkçası bu yeni ürün grubunu, ürün ve sektörle ilgili hiç birşeyi bilmiyormuş gibi irdeledik ve dünyadaki halı üreticilerinden saygın firmalarla görüşmeler yaparak kısa bir zamanda uluslararası bir tecrübe edindik. Nihayetinde, bu bilgilerle Türkiye’deki halı üretimi ve perakende satış yapısını değerlendirmenin bize çok büyük avantajlar getirdiğini düşünüyorum.
     
     Şu anda tedarikçimiz olan dünyanın en büyük ihracatçısı Avrupalı üretici firmamız, bize en büyük 10 müşterisinden 9’unun mobilyacı veya benzeri ‘home store’ mağazalar olduğunu söylediğinde kulaklarımıza inanamadık ve bu işi bir mobilya markası olarak bizim yapmamızın doğru olacağından şüphemiz kalmadı.
     
     Bu analizlerimiz neticesinde edindiğimiz en önemli kazanımın her aşamada ‘tüketici odaklı davranmak’ olduğunu söyleyebilirim. Aslında en temel ve herkesçe bilinmesi gereken bu prensip bizi kısa sürede farklılaşmaya itti.
     
     Bir tüketici gözüyle baktığımızda bir çok ürünün piyasada bulunmadığını veya sınırlı sayıda firma vasıtasıyla çok yüksek fiyatlardan edinildiğini gördük. Ayrıca halının bir tüketim ürünü gibi sunulmadığını görmek de en başından beri bizi çok şaşırttı. Bir kasabın koyunu et olarak görmesi gibi yerli üreticiler ve satıcıları da halıyı metrekare cinsinden ip ve ilmek sayısı olarak görüyor ve müşterilerine öyle anlatıyorlardı.
     
     Bugün piyasada varolan birçok firmanın, halıyı nihai tüketicisine metrekare üzerinden fiyatlandırması bize hala çok komik geliyor. Dolayısıyla olaylara farklı bir gözle bakmamızın birçok anlamda yenilikler getirdiğine inanıyoruz.
     
     Uzun zamandır bayilerimizce talep edilen ve sabırsızlıkla beklenen halı kolleksiyonumuzun yoğun bir hazırlık süreci ve altyapı çalışmaları sonucunda tamamlandığını belirtmeliyim. Amacımız yoğun rekabet şartlarında bayilerimizin mağazalarına kolaylıkla adapte edebileceği, ürünleri yorulmadan tanıyabileceği ve tanıtabileceği ve nihayetinde zevkle ve güvenle satış yapılabileği bir koleksiyon oluşturmaktı.
     
     Prensip olarak, ihtiyaçların tespiti ve yenilikçi yaklaşımları birleştirmeyi amaçladık. Endüstriyel bir ürün olarak halıcılık, ilk başta düşünüleceği gibi iki boyutu olan, teknolojik tezgahlarda seri olarak üretilen basit bir ürün değil, en azından artık değil (!). Yaptığımız iş, doğru renk ve desen seçiminden başlayıp, halının ebatı, teknik yapısı ve fiyatlandırmasına kadar uzanan çoğulcu bir seçimler dizisinden oluşuyor. Bu süreçlerin sonucunda insanlar halıyı mağazada görüyor ve beğenip beğenmemeye, evlerine götürüp götürmemeye karar veriyorlar.
     
     Kararın olumlu olmasını sağlamak amacıyla, tüm bu temel faktörlerin yanısıra ikincil diyemeyeceğimiz, teşhir ve tanıtımın kalitesi ve ürünün kendini anlatmasını sağlamaya yönelik ilkeler edindik. Çünkü daha planlama aşamasında, bir halıyı gün ışığında veya doğru bir aydınlatma altında teşhir etmenin bile onun beğeni görme derecesini değiştirdiğini farkındaydık.
     
     Kolleksiyonumuzda, dünyanın en önde gelen yabancı ve yerli üreticilerinden 7 farklı ürün grubu bulunduruyoruz. Buna karar verirken az önce bahsettiğim gibi, mağazamıza giren bir tüketicinin modern-klasik, ucuz-pahalı, o veya bu renk demeden ihtiyacını ve beğenisini karşılayacak bir halının mutlaka yer almasını planladık. Şu anda tamamen farklı tekniklerde ve sıklıklarda dokunmuş polipropilen ve akrilik halılarımızın, sınırlı sayıda olmasına rağmen çok geniş kitlelere ulaştığını görmek doğru seçimler yaptığımızı kanıtlıyor.
     
     Türk halıcılık tarihinde bu ve geçtiğimiz birkaç yıllık sürecin, yeni üreticilerin ve markaların sektöre katılması, mobilyacıların bu işe girmesi, ithalatla birlikte yeni ürünlerin ve renklerin(!) piyasaya sürülmesi ve fiyatların tüketici düzeyinde düşmeye başlaması gibi sebeplerle bir ‘rönesans’ döneminden geçtiğine inanıyorum. Firmalar açısından buna bir nevi yeni düzen de diyebiliriz, çünkü halı ve halıcılığın yeniden tanımı yapılırken, artık hiç bir şey eskisi gibi kalmayacak.
     
     Fiyatların düşmesine bağlı talep artışı yaşanmasının yanında, dış rekabete açılan ve kızışmış bir iç rekabetin yaşandığı Türkiye’de halı piyasasındaki pastanın, mağazalarımızda yer verdiğimiz, yüksek beğeni ve talep toplayan yeni ürün çeşitleriyle daha da büyüyeceği ve gelişeceği kesindir. Standart ürünlerde yüksek rekabete bağlı emtialaşma yani ürünün değer kaybetmesi üreticileri endişelendirmeye yöneltirken, aynı zamanda daha fazla yenilik yapmaya zorlayacaktır.
     
     Carpetland’ın yenilikçi olma avantajını en baştan yansıtması, aslında başlangıçta endişelendiğimiz bir konunun bizim en güçlü yanımız olduğunu ortaya çıkarttı; üretici olmamak. Bizi bağlayan bir üretim hattımızın olmaması, tüketicinin isteklerini yani farklı ve güzel olanı takip etmemizi kolaylaştırıyor. Kendimizi çiçek özü toplayan bir ‘arı’ kadar özgür ve seçici hissediyoruz.
     
     Carpetland’ın pazarlama stratejisinde, bugün birçok firmanın uyguladığı bir yıldızı reklamlarında oynatarak ilgi çekmek ve satışları arttırmaya çalışmak bulunmuyor. Halihazırda oldukça ilgi çekici bulunan koleksiyonumuzu ‘Bizim ünlümüz, ürünümüz!’ yaklaşımıyla tanıtmak istiyoruz. Yani tüketiciye cazip gelen taksitli ödeme ve indirim seçeneklerini mevcut tutarken, bir yıldız şarkıcının veya oyuncunun ürünün önüne geçmesini istemiyoruz. Bu yüzden, gerçek anlamda ürünüyle var olan bir marka olabilmek için, bir yandan ticaretin gereklerini uygularken, diğer yandan da ‘estetik kaygılarımız var!’ diyebilirim.
     
     Carpetland, ilk aşamada tamamlayıcı bir ürün grubunda Alfemo bayilerini desteklemek üzere bir alt marka olarak oluşturuldu. Ancak daha tanıtım aşamasında gerek bölge bayilerimiz, gerekse bayilerimiz bu marka içindeki ürün zenginliğini ve cazip fiyatları gördüklerinde şehir merkezlerindeki ufak metrajlı mağazalarında satış yapmayı talep ettiler. Biz öncelikli olarak yurtiçindeki mağazalarımızda belli bir ilerleme sağlamak isterken, bir yandan da alternatif mağazalaşma seçeneklerini değerlendirerek etkin satış sağlayacak bir model geliştiriyoruz. Bu projemizi de yakında hayata geçirmeye başlayacağız. Diğer taraftan, yurtdışındaki Alfemo bayilerimiz ve bizimle regüler çalışan ihracat müşterilerimizden de ciddi bir ilgi görmek, bizi re-export ve marka ihracında daha ileri çalışmalar yapmaya sevkediyor. Her iki durumda da, talebin arzdan önde gitmesi bizi memnun ediyor ve yeni çalışmalarımıza hız veriyor.
     
Kaynak: halionline.net
Google
Google



Reklam vermek için...