keyifli alışveriş. DEKOPAZAR
Yapı > Beton
Korozyon
      Evrende yaratılmış hiçbir canlı veya cansız varlık mükemmel dayanıklı değildir. Malzemeler de bu doğal kurala uyarlar. Dayanıklı bir beton veya betonarme yapı çevresinin etkisinde ilk şeklini, niteliklerini ve hizmet görme yeteneğini uzun süre kaybetmeyen betondur. Servis ömrü diye tanımladığımız bu süre sonunda beton yapının kullanımı güvenli veya ekonomik olmaktan çıkar, yani betonun güvenlik gerilmesi servis gerilmesinin altına düşer veya onarım ve bakım masrafları yeniden bakım maliyetinin üstüne çıkar.
     
     Günümüzde betonun kullanıldığı ortamlar giderek daha çok hasara yol açan boyutlara ulaşmıştır. Beton gaz tankları, nükleer santrallerin yüksek basınç depoları, açık deniz petrol platformları, iskele ve rıhtım betonları gibi. Bu özel durumlarda yeterli servis ömrüne sahip betonlar üretmek çok itinalı ve bilgi birikimli bir teknoloji ile mümkündür. Klasik yapılar (köprü, yol, konut, baraj) da dayanıklılık problemi belki bu düzeyde itina ve bilgi gerektirmez. Ancak ulusların harcamalarında büyük önem taşır. Gelişmiş sanayi ülkelerinin inşaat yatırımlarının % 40’ı bakım ve onarıma sarf olunmaktadır.
     
A -Betonun korozyonu
      Betonun korozyonuna çoğunlukla dış ortamdaki agresif ögeler neden olurlar.Bunun yanında betonu oluşturan bileşenlerin de bazı durumlarda tepkimelere girişmesi olasıdır. Alkali–Agrega reaktivitesi gibi. Bu tür iç korozyon olayları dış ortama bağlı olarak şiddetlenebilir.
     
     Betonun doğal kimyasal zararlara karşı dayanıklı olması, fizikokimyasal dış etkenler sonucu niteliklerini kaybetmemesi gerekir. Bunun için yeterli kimyasal dayanıma ( dayanıklılığa) sahip bulunması istenir. Bu dayanımdan şunu anlıyoruz. Çimentoyla yapılmış herhangi bir elemanın çimentoyla yapmış olduğu reaksiyon sonucunda zamanla mukavemeti artacağına azalıyor.
     
     Beton çeşitli zararlı etkiler altında bir takım kimyasal reaksiyonlar nedeniyle sahip olduğu mukavemeti zamanla kaybedebilir. Bu durumda yapı betonun maruz kaldığı kuvvetlere dayanamamanın bir sonucu olarak, kısmen veya tamamen yıkılır veya kullanılamaz hale gelir.
     Fiziko-kimyasal bir süreç olan Karbonatlaşma ise ortamın alkalinitesini düşürerek koruyucu oksit tabakasının tahrip olmasına neden olur. Betonun alkalinitesi, hidrate olmuş çimentonun içerdiği Ca(OH)2 ile sağlanır ye pH 12 civarındadır. Ancak Ca(OH)2 zamanla havadaki CO2 ile reaksiyona girerek CaCO3’e dönüşür ye pH 8’in altına düşebilir. Atmosferdeki miktarı hacimce %0.03 olan C02’nin kırsal bölgelerde bile karbonatlaşmaya olan etkisi söz konusudur. CO2 konsantrasyonu arttıkça karbonatlaşma oranı artmaktadır. Karbonat1aşma derinliğinin bir kaç mm ile sınırlı olduğu bilinmesine karşın kusurlu betonda, herhangi bir mekanik zorlama olmaksızın çatlaklar o1uştugundan, karbonat1aşma derinliğinin 10 cm’den fazla olduğu tespit edi1miştir.
     
B - Çelik donatı korozyonu
      Mühendislik alanlarında en yaygın biçimde kullanılan metal çeliktir. Mekanik özellikleri yönünden çok nitelikli olan bu malzemenin en büyük kusuru korozyona dayanıklılığının çok düşük olmasıdır. Çelik, rutubetli ve yeterince oksijen içeren ortamlarda derhal korozyona uğrar. Halk dilinde paslanma olarak bilinen korozyon, elektrokimyasal etki sonucu malzemede oluşan kütle kaybıdır. Betonarme elemanlarda korozyon, betonun ve/veya beton içine gömülü çelik donatının fiziko-kimyasal çevresel dış etkenler sonucu niteliklerini kaybetmeleri olarak da tanımlanabilir. Karmaşık bir olay olmasından dolayı bütünüyle engellenmesi mümkün olmayan korozyon, ancak alınacak önlemlerle en aza indirilebilir. Betonarme elemanların korozyonunda betonun ve çeliğin korozyon süreçleri birbirlerinin etkisindedir ve her iki süreç birleşerek yapı elemanlarının daha yoğun ye hızlı bir biçimde yıpranmasına yol açar.
     
     Elektro-Kimyasal bir olay olan paslanma yada korozyon hava ve suyun birlikte çeliğe ulaşmaları ile mümkündür. Metaller, kendi iyonlarını içeren eriyik içine daldırılarak yarım hücre oluşturur. Metal atomları sulu ortamda elektron kaybederek, yani okside olarak iyon haline geçer ve eriğe karışır. Bu reaksiyona anot reaksiyonu denir. Eriyik içine başka bir metal daldırılırsa bir tam hücre oluşur. Anot reaksiyonunda ortaya çıkan elektronların sarf edilerek birikmesini önleyen reaksiyona da katot reaksiyonu denir. Olayın sürekliliği için anot reaksiyonunun katot reaksiyonu ile tamamlanması gerekir. Bu korozyon pilinin sürekli çalışabilmesi, ancak anot ve katot un elektron akışını sağlayan bir iletkenle bağlanması ve elektrolitik bir ortam oluşturulması ile mümkündür. Aşağıdaki şekilde çelik korozyon hücresi şematik ve gerçek durum itibari ile gösterilmiştir.
     
     
     Şematik Gösterim
     
     Gerçek Durum
     
     Şekil- Çelik korozyon hücresi
     
     Akım devresi OH- iyonlarının anoda iletilmesi ile kapanmaktadır. Anot reaksiyonunda meydana gelen metal iyonu, bulunduğu sulu ortam içinde çözülür ve bir korozyon ürünü meydana getirir. Böylece anot olan metalde, bir malzeme kaybı, yani bir hasar oluşur
     
     Anot reaksiyonu
     
     Katot reaksiyonu
     
     Katottan gelen iyonları anottaki iyonları ile birleşerek anot çevresinde kısmen suda çözünebilen Fe(OH)2 demirhidroksite dönüşür.
     
     Daha sonra Fe(OH)2 çevresinde oksijen veya su varsa, kararlı ve çözünemeyen bir oksit olan Fe(OH)3’e dönüşür.
     
     
     Yukarıdaki demiroksit büyük hacim genleşmesi meydana getiren sarı renkli boşluklu bir cisimdir.
     
     Çeliklerde bu oksidasyon olayı ortamın pH değişmesiyle daha karmaşık biçimler alır.Oksidasyon difüzyonunun pek mümkün olmadığı bazı su altı betonlarında klor iyonlarının varlığı pH değerini düşük değerlere indirgeyerek korozyonu kolaylaştırır. Beton içindeki çelik donatının korozyonu ortamın pH değerlerine bağlı olarak aşağıda gösterilen anot reaksiyonları şeklinde de oluşabilir.
     
     Betonun geçirimli olması, kimyasal, fiziksel veya mekanik etkiler ile çatlaması ve parça atması, su ve/veya agresif (kimyasal zararlı) çözeltilerin donatıya daha kolay ulaşmasına ve donatı korozyonuna neden olur. Korozyona uğrayan donatı yüzeyindeki pas ürününde meydana gelen hacim artışı, çekme dayanımı düşük ye gevrek bir malzeme olan betonun çatlamasının ve parça atmasının önemli nedenlerinden biridir.
     
     Atmosfer etkisinde kalan demir yüzeyinde oluşan demir oksit veya demir hidroksit tabakasının bünyeden ayrılması, kütlede ihmal edilebilecek düzeyde ağırlık kaybına neden olur. Bu kayıplardan dolayı oluşan hacim artışı %500’lere kadar ulaşabilir. Bu olay nedeni ile meydana gelen hasarlar hafif şekilde olmayabilir, yapının göçmesi şeklinde de ortaya çıkabilir.
     
     Korozyon nedeni ile metal veya alaşımın fiziksel, kimyasal veya elektriksel özelliğinin istenmeyen değişikliklere uğraması önemli maddi kayıplara yol acar. Örneğin Türkiye’deki korozyon kayıplarının GSMH’nin %4.36’sina eşit olduğu yapılan araştırmalar sonucu elde edilmiştir.[11] 1997 yıllarında eğitime ayrılan payın, GSMH’nin %1.76’si, 1998 yılında %2.53’ü olduğu dikkate alınırsa, konunun önemi açıkça görülmektedir.
     
Kaynak: Kemalettin YILMAZ, Süheyl AKMAN, Murat Eriç
Google
Google



Reklam vermek için...