keyifli alışveriş. DEKOPAZAR
Yapı > Ahşap
Mimarinin ahşapla dansı...
      Boran Ekinci: “Bir tasarım yaparken önce hedef belirlenir, ardından da bu hedefi hangi yapı malzemesi ile oluşturacağınızın kararını verirsiniz. Yap ı malzemelerine baktığımızda benim gözümde iki ana malzeme var, ahşap ve metal. Ahşap, tercihe sunulan yapı malzemeleri arasında benim için birinci sırada çünkü ahşap size hayal ettiğiniz tasarımla dans etme şansı sağlar.”
     
     Mimar Boran Ekinci ile kendisinin mimarlık anlayışı, projeleri ve ahşapla ilgili düşünceleri üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik..
     
Sayın Boran Ekinci söyleşimize başlamadan önce okuyucularımıza öncelikle mimarlık anlayışınız hakkında bilgi verebilir miyiz?
      Mimari anlayışımızı hala geliştirmeye çalışıyoruz. Mimarlığın her ne kadar bilimsel yanı olsa da hislerle bile mimari anlayışımızı belirleyebiliyoruz, çalışmalarımızda insanların iyi şeylere layık olduğunu düşünerek yola çıkıyoruz. Yaşadıkları yerdeki ekonomik koşullar, insanların yaşam standartları, ekolojik özellikler, bazen bir şiir bireysel yapılardaki tasarımlarda bir mimarın etkilendiği olgular olabiliyor ama toplumsal yapılarda akılcılık, sadelik, zamanı, teknolojiyi ileri taşıyacak, hayatı kolaylaştırıcı çözümler üretmeye çalışıyoruz.
     
Çalışmalarınızda ahşabı, metali ve camı birlikte kullandığınızı ve modern, şeffaf ve hatta bazıları da ekolojik yapılar olan mimari örnekler yarattığınızı görüyoruz. Ahşabı tercih etme nedenlerinizden ve yapımında ahşap malzemeyi ağırlıklı olarak tercih ettiğiniz projelerinizden bahseder misiniz?
      Bir tasarım yaparken önce hedef belirlenir, ardından da bu hedefi hangi yapı malzemesi ile oluşturacağınızın karar ı n ı verirsiniz. Yapı malzemelerine baktığımızda benim gözümde iki ana malzeme var, ahşap ve metal. Ahşap, tercihe sunulan yapı malzemeleri arasında benim için birinci sırada. Bu iki ürünle de çok fazla şey yapabilirsiniz ama camla, taşla çok fazla şey yapamazsınız ama ahşap size hayal ettiğiniz tasarımla dans etme şansı sağlar.
     
     Ahşabı doğal olarak görmek güzel ama bu her zaman o kadar kolay değil. Ahşap yapılarda ahşap malzemenin belirli bir işlem görmüş halini kullanmak zorunda kalıyorsunuz. Ahşap çok iyi bir malzeme, kullanım kapasitesi çok yüksek bir malzeme. Bu malzemenin hayatımıza girme şekli ise sanılanın aksine aslında çok kolay.
     
     Çünkü aslında hayatımızın her evresinde bir ahşap ürünle karşılaşıyoruz bu bazen bir ahşap zemin kaplaması bazen bir ahşap masa bazen de bir ahşap tavan olabiliyor. Bizim aslında ahşapla epey bir haşır neşirliğimiz var. Şu an tanınmamış bir takım projelerimiz de var hatta bunlarda aşırı ahşap malzeme kullanılmış.
     
     Yasin Ekinci’ye 1998 yılında yaptığım çiftlik evinde ahşapla dans ettim diyebilirim. 5 farklı ahşap çatı makas sistemi uyguladık. Oldukça iyi bir imalatçının elinde çıkan bu çatıların her biri bir örnek olarak değerlendirilebilir. Çiftlik evini yaparken statik hesaplamaları, birleşmeleri bazı ilkel metodlarla hesaplayarak yaptım orada ahşabın üzerindeki yükleri taşıyıp taşımayacağı ile ilgili bazı endişeler duydular ve araştırmalar sonrasında ahşap statik hesaplamalar ı bir üniversite hocasına verdiler ve onayından sonra uygulama yapıldı. Ahşap çalıştığım ve benim için unutulmaz bir projeyi de sizinle paylaşmak istiyorum.
     
     2006 yılında Antalya’da gerçekleştirdiğimiz Isabel Cafe-Bar projesinde sarp kayal ı klar üzerine bir bar, restoran yapmamız gerekiyordu ve kısıtlı zaman, kısıtlı bir bütçemiz vardı. Bu iş için neler yapabileceğimiz bir gün düşündükten sonra cebimde değişik ebatlardaki maket çıtaları ile müşteriye görüşmeye gittim. Yapacaklarımı çıtalarla anlatmaya çalıştım ve onayı olarak aynı anda çalışmaya başladık ve oradan emprenyeli ahşap malzeme siparişi vererek ayrıldım ve dört haftada işi tamamladık ve çok özgün bir ahşap restoran, bar yaptık. Ahşapla sadece konut değil ticari yapılar, eğitim kurumları veya spor salonları yapmanız da mümkün.
     
     Ahşabı detayları ile çalışabiliyorum ve her bir detay yeni bir açılımı beraberinde getiriyor. Ahşapla bu detaylandırmaları yapan çok az mimar var. Ahşabı daha çok iç mimaride kullanıyorduk ama son yıllarda yapı malzemesi olarak da ahşaba olan ilgimiz, cesaretimiz arttı. Müşterilerin ilgileri ve sektördeki teknolojik gelişimler bu cesareti sağlıyor. Mesela bir yere ahşap kaplayacaksınız müşterinin tepkisi niye bu kadar para harcıyorsunuz boşa gidecek şeklinde olabiliyor. Bunu da kırmak gerekiyor.
     
     Niye bu kadar korkar olduk ahşaptan? Eski yapıların çoğu zaten ahşap değil miydi? Neden bu korku diye sormak gerekiyor. Bunun sebebi de betonarmenin kültürümüze hızlı girmesi. Bugün ahşapla çalışan bir kişi varsa ve siz ona iş yaptırmak durumdaysanız astarı yüzünden pahalı ya iş ortaya çıkar. Buna karşılık ahşapla çalışan elli kişi varsa o zaman maliyetler de bir anda değişir çünkü işin içine rekabet, hizmeti iyi verme çabası girer.
     
     Türkiye’de bir dönemde bütün değerlerin değiştiğini, yıkıldığını görüyoruz. Beton hiç işinin ehli olmayan kişilere bile inşaat yapabilme güçü veren bir yapı malzemesi. Ahşap yapıya baktığınızda ustalık, bilgi ön plana çıkıyor ustalık ve bilgi de para demektir, teknolojiyi satın alacaksınız, bilgiyi öğreneceksiniz ve usta becerisi, tecrübesi ile uygulayacak. Mühendis ahşabın uygununu seçecek, bulacak.
     
     Yapı kültürü ülkemizde çok değişiyor, depremle bir yapı krizi yaşadık, çok şey kaybettik ama bir çok şeyi yeniden toparlamaya çalışıyoruz. Mimarlıkta son on yıldır iyi işler ortaya çıkıyor mesela bizden önceki jenerasyonun şansız bir durumu var, baktığınızdan bizden farklı değillerdi, daha bilgisiz veya beceriksiz de değillerdi, bizim gibi mimarlardı ama o dönemin talihsizleri oldular. Biz şu anda mükemmel mimarlık mı yapıyoruz, hayır elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz ama yurtdışındaki projelere baktığımızda eksiklerimizin olduğunu görüyoruz.
     
     Geçmişe baktığımızda hayat daha dingin olduğu için birinin taş yontması, diğerinin ahşap işlemesi ve bir ustanın da bunları bir araya getirmesi ile yapı oluşuyormuş ve böylece de devam etmiş. Hayat hızlanınca hız birçok şeyi yıktı tabii. Hız beraberinde hızlı yapılanmayı getirdi. Bu hızlı yapılanma içerisinde ahşap malzeme betonarmeye biraz boyun eydi. Elbette ki bugünün mimari anlayışları ya da bir müşterinin mimara bakışı ile 30 yıl öncesi arasında ciddi farklılıklar var.
     
Ahşapla çalışmanın zorlukları veya kazanımları neler?
      Örneğin bir malzemeyi kullanmak isteyeceğiniz zaman genelde satıcılardan bilgi alıyorsunuz. Satıcılar bilgileri veriyor ama o bilgilerle ilgili tereddütlerimiz oluyor dolayısıyla başka satıcılarla ya da uzman bulduğumuz kişilerle görüşmelerimiz oluyor. Genelde biz pratik veya riski göze alan insanlarla işe başlıyoruz. Ama her yeni malzeme yeni bir sorumluk ve tecrübeyi getiriyor.
     
     Malzemeyi tanıyoruz belki ama birtakım şeyleri uygulamaya geçince görebiliyoruz. Örneğin bir yapıda doğramaların tamamını ahşap yaptık ve onları güneş ışınlarından ve dış hava koşullarından korumak için koruyucu boyalar ile boyadık ama istediğimiz daha doğrusu tahmin ettiğimiz sonucu alamadık. Ahşabı tanıyan, ehli olan kişilerin yardımı olsa belki mimarların tercihlerin de ahşap daha sık yer bulur. Bu elbette bir kişinin bir grubun yeteceği bir iş değil belki bir birliktelik kurulmalı veya var olanların faaliyetleri pratik bilgileri mimarlara sunmak yönünde olmalı.
     
     Ahşabın kültürümüzdeki yeri hepimiz tarafından biliniyor. Açık ve net olarak görülüyor ki ahşap mimari kültürümüzde vazgeçilmez bir malzeme öyleyse bu birikim bilgi olarak arşivlenmeli, detay çözümleri, malzeme koruma yöntemleri sistematiğe dökülmeli ve kolay ulaşılabilir olmalı. Bunun için standart enstitüleri, sektör ve mimar bir arada çalışabilmeli.
     
     Örneğin lamine ahşap malzemelerin kullanım alanlarını biliyoruz ve ona göre seçimler yapıyoruz demek ki birilerinin teknolojik değişimler yaparak ürün geliştirmesi ve kullanım alanlarını örneklemesi gerekiyor. Kompozit ahşap malzemelerle neler yapılabileceğini görüyoruz, tekne yapımında kullanılan mükemmel ahşap malzemeleri gördüm ve insan inanamıyor gördüğü malzemenin mükemmelliğine.
     
     Ahşap malzemenin kullanım alanlarını ile ilgili bağımsız bir başvuru merkezi olmalı. Ahşabın kullanımının yaygınlaşma sebeplerinden biri de para. Ahşabın her zaman pahalı bir malzeme olduğu düşünülüyor ama kullanım kolaylığı ve ömrü düşünüldüğünde ahşap yine fark yaratıyor.
     
Mimarlık kültürünün gelişmesi için neler yapılmalı, bir mimarın bakış açısı ve müşterinin mimardan beklentisi sizce ne olmalı?
      Başlamak bitirmenin yarısıdır diye bir söz vardır. Bir hayal kurarsınız ve o hayalin gerçekleşmesi için bir yolda ilerlersiniz. Burada da iyi başlamak önemli ardından da zaman lazım fikrin gelişmesi için. Mimarlık okullarına gelen öğrencilerin isteyerek bu eğitimi almaları sektörü destekleyen dergilerin düzgün yayınlar yapmaları, mimarların mesleklerine saygı duymaları, ahlaksızlığın azalması lazım.
     
     Hepimiz birlikte çalıştıkça iyilikler artacak, bu böyle bir süreç. Belki şu anda fark edemediğimiz zararlar yaşıyoruzdur ama mutlaka bu kayıplar da bir gün ortaya çıkacaktır. Çünkü bir sistem geliştirirken, yeni bir şey kurarken mutlaka bazı kayıplarımız da oluyordur. Eğer mantıklı,ekonomik, idaresel bir gelişim istiyorsak şehircilik alanında ciddi çalışmalar yapmamız lazım.
     
     Şu anda penceremden baktığımda önümüzdeki arsaya bir bina yapmak istesem belki yanlardaki binaları yıkmak gerekecek ve o binanın yapımında çalışan firmaların, insanların tüm emekleri boşa gitmiş olacak. Bu sebeple öyle bir şehircilik anlayışı olmalı ki her bir yapı geleceğe umutla bakabilmeli, yıkılma endişesi olmamalı. Yıkıp yerine yenisini yapmak gerçek bir şehircilik anlayışı değildir.
     
     Yapı benim yerim burası diyebilmeli, diğer yapıların yanına dizilmesine, konumlanmasına bir sınırlama koyabilmeli, birbirini denetleyen bir yapılaşma ancak şehirciliği doğru tanımlayabilir. Şehirleşme planımız olmadığı için mimari planlarımız da yerine oturmuyor. Ben bir bina yaparım mimarisi ile ortaya çıkar ama asıl olan o binanın yıllarca oradaki mimarinin, kültürün içinde yer almasıdır.
     
     Avrupa kentlerine baktığınızda 600 yıldır ayakta duran binaları görüyorsunuz şu anda onların yanına eklenenler de o mimarinin yerini buluyor ama biz yıkıp yerine yenilerini yaparak şehircilik yaptığımızı düşünüyoruz. Bu yapılaşma çarpıklığı, kültürsüzlüğü insanları mutsuz ediyor. Eğer insanlar düzgün bir şehir içinde yer alırlarsa daha mutlu olurlar, pencerenizden baktığınızda karşı binanın yanlış yapılmış balkonu, elektrik direkleri, kaçak yapılar moralinizi bozuyor.
     
     Penceremden baktığımda kültürsüzlük, bilgisizlik, çarpıklık ve ahlaksızlık görüyorum ama bu gördüklerim huzur veren yapılar da olabilirdi. Bu çarpık yapılar ı yapan ya da talep edenler de kötü insanlar değil ama ekonomik koşullar ve içinde bulunulan sosyal durum tercihleri değiştirebiliyor ama ben bu düzeni değiştirmek adına elimden geleni yaparım önemli olan bu bilinci yaymak.
     
Kaynak: floor.com
Google
Google



Reklam vermek için...