keyifli alışveriş. DEKOPAZAR
Tasarım
Tasarım harikası beşikler...
      Hafızanıza yer edinen beşik ahşaptan mı sizin de? Ebatları da büyük, çok büyük... Hani şu “oymalı kakmalı” diye tabir edilenlerden belki de! Latvia Sanat Akademisi ile Riga Tasarım ve Sanat Okulu öğrencileri bebeklik anılarınızı sarsacak bir projeye imza atıp, beşiği yorumladılar. Beşik kelimesine sözlükten bakacaksanız eğer, sakın ola ilk açıklamada takılıp kalmayın:
     
     "Süt çocuklarını yatırmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan, tahta veya demirden yapılmış, sallanır bir çeşit küçük karyola." Malzeme tercihlerini belirtiyor bu tanım -hayalgücünü köreltme niyeti taşımasa da, güncellenmemiş malzeme bilgisine işaret ediyor! İkinci tanımı yeğleyin siz; Latvia Sanat Akademisi ile Riga Tasarım ve Sanat Okulu'nun yaptığı gibi: "Bir şeyin doğup geliştiği yer" diye düşünün. İşte şimdi aklınız karıncalansın, kaç çeşit beşik hayal edebiliyorsunuz?
     
     Geçtiğimiz aylarda yapılan Milano Mobilya Fuarı'nın yaratıcılık meydanı ''Salone Satellite'', pek çok yeni yeteneğe, taptaze fikirlere, alıştığımız malzemelerin alışmadığımız kullanım biçimlerine ve elbette, alışmayı bırakın, adını bile duymadığımız yöntemlerin tanıtımına da sahne oldu. Bunca farklı bakış açısına rağmen yine de bazıları "fazlaca" sıyrıldı aradan; ''Cradle/Beşik'' projesiyle Latvia Sanat Akademisi ve Riga Tasarım ve Sanat Okulu da başını en uzağa uzatanlardandı. Büyük olduğu söylenemeyecek standda tavandan asılmış onlarca beşik, tasarımın ne demek olduğu, aynı soruna kaç farklı çözüm getirilebileceği üzerinde düşünmeye çağırıyordu.
     
      Projenin sahipleri, ilham kaynağı olarak Letonya Tarih Müzesi Etnografya Bölümü'ndeki rüzgâr beşiğini gösteriyor, "Tarlaya giden annelerin çocuklarını ağaca asabilmesi için yapılmış olan rüzgâr beşiği, bugünün modern kadını için de çözüm olabilir" diyordu. Yeni doğmuş bebeğin, ailesinin sosyal hayatını engellemeden de var olabileceğini kanıtlayan örneklerini ise fuarın en civcivli bölümüne taşımışlardı.
     
     Yaklaşık 60 çözüm öneriyorlardı karşılarındaki probleme. Potansiyel kullanıcılarını ise şöyle grupluyorlardı: "Çiçek çocuklar, rock'n roll çocukları, iş kadını annelerin çocukları, sanatçı çocukları, asker çocukları!" Letonya geleneğinde beşiğin yapıldığı malzemenin, asılış biçiminin önemli bir dinî ritüel olduğunu anlatan grup, çocuğun gelecekteki yaşamını etkileyen beşik tercihinin onu kötü ruhlardan korumaya da yardımcı olduğunu söylüyordu.
     
     İki okulun öğrencileri geleneklerinden yola çıkarak bir araya geliyor ve tıpkı tarih öncesi zamanlarda olduğu gibi ciddiye alıyorlardı beşik işini. (Öyle ya, o zamanlarda vaftiz ailelerinin göreviydi bu! Ve vaftiz anneler ile babalar da Letonya için önemli "kültür" öğeleriydi.) Tasarımın ülkelerinde henüz beşikteki bebek gibi olduğunu söylerlerken haklılardı; "Tasarım denen adam beşikten kalkıp da gerçek bir adam olana kadar zaman geçecek tabii" derken de. Ancak görünen o ki, bunu kabul ederek bile doğru bir başlangıç yapmışlardı. İlhamın nerden geleceği hiç belli olmuyordu...
     
Kaynak: artdecor.com.tr
Google
Google



Reklam vermek için...