keyifli alışveriş. DEKOPAZAR
Tasarım
Ses getiren tasarımlar
Son yıllarda ses getiren tasarımlarıyla Türkiye'yi uluslararası arenada da başarıyla temsil eden Derin, bu sene beşinci kez katılacağı Milano Mobilya ve Tasarım Fuarı'nda meraklılarına bir sürpriz yapmaya hazırlanıyor
      Son birkaç senedir gittikçe artan tasarım merakının, dünyada olduğu gibi Türk mobilya ve tasarım sektöründe meydana getirdiği hareketlilik yadsınamaz. Bu hareketlilik, varolan pekçok firmayı kendi içinde bir yenilenme sürecine girmeye ittiği gibi pekçok yeni markanın doğmasına da zemin hazırladı. 1971 yılında kurulduğundan beri, çağdaş mobilya ve tasarım konusunda faaliyet gösteren Derin de kendini tasarım kavramının gittikçe ön plana çıkmasıyla yenileyen firmalardan biri. İşte bu değişim süreci sonunda özellikle son 5 senedir uluslarası anlamda çok ses getiren projelere imza atan Derin, Milano Mobilya ve Tasarım Fuarı'nda yeni koleksiyonunu ilk kez sergileyecek. Ama bu seneki koleksiyonu öncekilerden ayıran bir fark var. O da 4 parçalık yeni koleksiyonda yer alan, 24 yaşındaki bir tasarım öğrencisi olan Nazar Sigaher imzalı 'Over' isimli oturma ünitesi. Bugüne kadar Defne Koz, Ayşe Birsel, Tanju Özelgin, Bülend Özden, Mehmet Ermiyagil ünlü tasarımcıların projelerine koleksiyonlarında yer veren Derin, ilk kez bu kadar genç ve isim yapmamış bir tasarımcıyla çalışıyor. Derin Sarıyer'le bu kararın nedenini, Derin markasının uluslararası anlamda bundan sonraki projelerini ve yeni koleksiyonu konuştuk...  
     
Atelye Derin nasıl Derin oldu, kısaca anlatır mısınız?
      Atelye Derin, 1971 yılında babam ve ortağım Aziz Sarıyer tarafından Atelye Derin adıyla kuruldu. Her zaman çağdaş mobilya ve tasarım kornusunda etkinlik gösterdik. 1997 yılında Bilkent Üniversitesi'nin İç Mimari ve Çevre Tasarımı Bölümü'nden mezun olup bir sene İtalyan Capellini'de çalıştım. Daha sonra Türkiye'ye döndüm, babamla birlikte 'Derin' markasını yaratmanın başlangıcını yaptık. 2001 yılından itibaren de uluslararası pekçok fuara katılıp ürünlerimizi sergilemeye başladık. Ve bir çagdaş mobilya firması ilk kez kendi içindeki ortaklarının tasarımları dışında dışarıdan pekçok endüstri tasarımcısı, mimar ve iç mimarların yaratıcı çalışmalarını koleksiyonuna dahil etti.
     
Siz yapana kadar böyle bir yöntem denenmiş miydi?
      O zamana kadar Türkiye'de belki istisnai birkaç durum vardı ama onun dışında bir çerçeve altında ortaya çıkmamıştı. Uluslararası anlamda, tasarım platformunda belirli bir değer ortaya koyan bir oluşum yoktu. Bunu, uluslararası tasarım platformlarında olumlu cevaplar ve onay alınması anlamında söylüyorum. Dünyada özellikle marjinal mobilya tasarımı anlamında birçok firma var. Bunlar çok büyük üreticiler olmuyorlar, belirli bir esnekliğe sahip olmak için daha butik ama tüm dünyaya yayılmış çalışmalar yapıyorlar. Biz de onlar arasında 4 senede ciddi bir yer edindik ve bunu sürdürmek için çok çalışıyoruz.
     
Derin bugüne kadarki koleksiyonlarında hangi tasarımcılarla çalıştı?
      Bugüne kadar Aziz Sarıyer ve benim dışımda Ayşe Birsel, Defne Koz, Tanju Özelgin, Bülend Özden, Arif Özden, Mehmet Ermiyagil gibi tasarımcıların çalışmaları oldu.
     
Biz dünya tasarımı yapıyoruz
Bu nasıl bir karardı? Yani kendi işlerini yapan bu kadar farklı tasarımcıyı birarada kullanma kararı?
      Türkiye çok kısa bir süre öncesine kadar kapalı bir toplumdu. 80'lerde ithalat serbest oldu, ondan önce tasarım ciddi bir şekilde ele alınıp tartışılmıyordu. Aziz Sarıyer bana der ki, "Derin sen bilmezsin, 80 öncesi tasarım kelimesi sanırım sözlüklerde de yoktu!" Aslında kısa sürede çok büyük bir gelişme oldu. Türkiye'nin dünyadaki tasarım ortamındaki yerinden bahsederken şunu söylüyorum ivme olarak en öndeki ülkelerden biriyiz. Kısa zamanda ciddi işler yapıldı. Demek ki bir potansiyel vardı ve iletişimin hızlanması da bunu körükledi. Yurtdışında Türkiye'den gelen çalışmaların daha oryantal dekoratif unsurların yüzeyde olduğu, tasarımlar ve ortamlar bekliyorlardı ama 'tamamen daha çağdaş, ilerici ve birşeyin benzeri olmayan işler' dediler. O yüzden kültürler arası çok ciddi bir içiçe geçme sözkonusu, eskisi kadar kalın sınırlarla birbirlerinden ayrılmış değiller. Biz kendi kültürümüzün tasarımını yapıyoruz, o da dünya. Burada doğmak ve yaşamak tabi ki çalışmalarımızı etkiliyor ama bunlar birebir yüzeyde dekorotif unsurlar olarak ilk anda göze çarpan şeyler değil. İşin çekirdeğinde varolan bir olgu.
     
Bu kadar farklı tasarımcının 'Derin'in o bildik çizgisine uyum sağlamasını nasıl başarıyorsunuz?
      Tasarım yönetimi farklı bir konu. Bu ilerleyen yıllarda ön plana çıkacak. Bir koleksiyon yaratırsınız, tasarımların hepsi kendi içinde çok başarılıdır ama biraraya geldiklerinde neden bir araya geldiklerini anlamazsınız. Burada Aziz Sarıyer ve ben devreye giriyoruz. Biz editörlük yaparak nelerin bize uygun olduğuna ve bizim tarafımızdan üretileceğine karar veriyoruz. Öyle şaheser tasarımlar vardır ki biz onu alıp evimize koymak isteriz ama Derin koleksiyonunun içine koymak istemeyiz. Orada biraz içgüdüler işin içine giriyor. Orada Derin koleksiyonunun ruhunu oluşturan, benim ve Aziz Sarıyer'in içgüdüleri var. Bu da yaşadığımız hayattan algıladıklarımızı işimize yansıtmak.
     
Tasarım ve Mobilya dünyasının en önemli etkinliği olarak kabul edilen Milano Fuarı'na bu sene bir yenilikle katılıyorsunuz...
      Bu senenin bizim açımızdan yeniliği bugüne kadar çalıştığımız farklı tasarımcılarla yaptığımız çalışmalara ara vermemiz. Koleksiyonda yine Aziz Sarıyer ve benim çalışmalarımız var ama bir de Nazar Sigaher isimde 24 yaşında genç bir tasarımcı arkadaşımızın tasarımı var. 5 sene önce böyle birşey gerçekleşmeyebilirdi. Çünkü tasarım 2000'li yıllardan sonra gündeme gelmeye başlayınca özellikle tasarım öğrencileri bu konuda büyük heyecan duydular. Bu sene bize de birçok tasarımcı farklı tasarımlarıyla başvurdular. İçlerinde çok iyi çalışmalar vardı ama bir tasarımın kendi içinde çok iyi olması bunun da aslında standartları değişebilir, bu tür çalışmalar vardı. Ama Derin koleksiyonunun da kendi içinde bir ruhu var. Nazar Sigaher'in bir çalışmasının da sanki bizim koleksiyonumuzda olması gerekiyormuş gibi hissettik ve gözgöze geldik. Bu kadar genç bir kişinin böyle bir iş ortaya çıkarmasından büyük heyecan duyduk.
     
Derin ve Türk tasarımcılar
Derin yurtdışında bu kadar başarılı olmasına ve bu popülariteye rağmen neden modaya uyup dünyaca ünlü yabancı bir tasarımcıyla çalışmıyor?
      Türkiye'den çıkan Türk bir firma olmanın da sonuçları var. Bugüne kadar çalıştığımız bütün tasarımcılar Türk'tü. Bu bir seçim mi? Yabancı tasarımcılarla da çalışabilirdik buna karşı değiliz. Ama önce çekirdeğimizi doğru ve sağlam kuralım istedik. Biz zaten tasarımcıyız, çevremizde çok iyi ve bize uygun tasarımcılar var, bunu da biliyoruz. Neden ilk onları değerlendirip kabuğumuzu kendi yaşadığımız yerden çıkarmayalım diye düşündük. Kaldı ki ilk 2 - 3 sene yabancı tasarımcıları bizimle çalışmak için değerlendirmek istedik ama rastgelmedi. Ama üçüncü seneden sonra özellikle bir seçimdi diyebilirim çünkü öyle bir durum oluştu ki uluslararası platformda, 'Derin ve Türk tasarımcıların oluşturduğu bu grup' ifadesi çok yer almaya başladı ama bu durum çok hoşumuza gitti. Türk tasarım kültürü çok yeni ve Türk tasarımcılar dünyada çok büyük işler yapmadılar ve bu bir çıkış noktası oldu. Biz de neden bunu daha fazla kullanmayalım dedik açıkçası. Ama bundan sonra yabancı tasarımcılarla çalışılacaktır.
     
Yeni koleksiyon öncekilere göre daha az sayıda üründen oluşuyor. Neden?
      Son 5 yıla 164 ürün sığdırmışız . 164 ürün bir firma için belki de yapılmaması gereken kadar fazla. Fakat biz çok heyecanlıydık, çok fazla tasarım vardı önümüzde. Senede 30 ürüne denk geliyor. O kadar fazla ürün yaptıktan sonra daha focuslanmış, aralarından en olması gerekenleri seçip ve 4 ürünle çok daha fazla detaylara focuslanma hakkımızı kullandık.
     
Derin dünyada kaç yerde satılıyor?
      Dünyada 14 ülkede ama birçok şehirde. Mesela Amerika'da 15 farklı şehirde ürünlerimiz satılıyor
     
Kaynak: Milliyet
Google
Google



Reklam vermek için...