keyifli alışveriş. DEKOPAZAR
Tasarım
Şehirde bir sığınak yaratma
Murano; bir rüya adası Başta Venedik saraylarının klasik atmosferini düşleyen dekoratör Raymond Morel, giderek Paris'te var olmayan ve "Starck'a benzeyen" modern bir çizgi benimsemiş. "Şehirde bir sığınak yaratma" fikrinden doğan Murano Urban Hotel, Paris'in merkezinde geçirilecek birkaç günlük rüyalar alemindeki bir ada gibi...
      ''Şimdi inanması zor ama, Paris'teki Murano Urban Hotel, başlangıçta tam anlamıyla klasik bir tasarım olacaktı. Hareket noktamız da, Venedik saraylarının dekorasyonuydu'' diye anlatıyor, dekoratör Raymond Morel: ''İki yılın ve 500 mimari planın ardından ulaşılan sonuç, öngörülenden biraz farklı oldu. Gerçi, düklerin şehrinden alınma bazı referanslar yerlerini hâlâ koruyor; resepsiyonun arkasındaki Murano avize ya da asansörlerden birinin duvarını kaplayan Venedik ayna gibi... Ama bütünün görüntüsü Philippe Starck'a benziyor. Zaman geçtikçe, Paris'te olmayan daha çağdaş bir tarza yöneldik. Los Angeles'taki The Standart ya da Londra'daki The Sanderson benzeri modern bir çizgiye ulaştık.'' Murano Urban Hotel'in yöneticisi Jérôme Foucaud, "Ana fikir şehirde bir sığınak yaratmaktı'', diye ekliyor; ''Paris'in merkezinde birkaç gün geçirip, tamamen başka dünyadaymış gibi hissedeceğiniz bir ada.''
     
     Otelin zemin katında Anne Sémonin spa'sı bulunuyor. Aynı zamanda 2,5 metre çapında yuvarlak bir yatağa sahip olan balayı odasıyla, kendilerine ait özel havuzlu suitler de burada. Misafirler, Morel'in ''Fantastik rüyalardan çıkıp gelmiş çılgınca bir çalışma", diye nitelendirdiği lake kaplı PVC tüplerinin yüzlercesiyle oluşturulan sarkıt dolu salonda yiyor yemeğini. İç avluda 6 metrelik Chesterfield kanepede oturabiliyor, rengârenk keçeyle kaplı duvarlarıyla gösterişli barda efkâr dağıtabiliyor. Kulağa eğlenceli mi geliyor? Öyleyse, birbirinin üzerine geçiyor gibi görünen kaleidoskopik düzendeki çemberleri ve tüylü kumaşıyla asansörü mutlaka görmelisiniz. 2004 Eylül ortalarından açılan otel, Place de la République'ten bir taş atımı uzaklıkta bulunuyor. Foucaud, ''Popülaritesi giderek yükselen bu alan, son zamanlarda yaratıcı tüm tiplerin cazibe merkezi oldu. Yakınlarda şehrin en tanınmış sanat simsarlarından Thaddeus Ropuc, Yvon Lambert ve Karsten Grève var mesela. Şu sıra ilgi odağı olan Charlot Sokağı ve tasarımcı showroomları da bu yakınlarda; Marion de Beaupré'nin kitabevi ve Claude Deloffre'nin konsept yemek mağazası da'' diyor.
     
      Murano Hotel'in 52 odası ile suitleri, eskiden birbirinden ayrı iki binada yer alıyor. Arkadaki binanın yeri eskiden otopark olarak kullanılıyormuş. Öndekiyse, 1900'lerden beri ayakta duran inanılmaz güzellikte klasik bir apartmanmış. Orijinalinde de heybetli olan apartman yıllar içinde bozulmuş ve eşyalı olarak kiraya verilen bir düzine sıradan daireye dönüşmüş. Morel, ''Başlangıçta sahip olduğu strüktürü korudum, sadece içini değiştirdim. Orta alanın üstünü camla kaplayarak bir iç avlu oluşturdum. Bugün bu mekân otelin kalbini oluşturuyor'' diye anlatıyor.
     
     Morel 1975'ten bu yana firması Groupe LRD imzasıyla, 50 değişik otel üzerine çalışmış. Bunların en ünlüsü, Cannes'daki Noga Hilton. ''Kariyerimde, yaklaşık 15.000 kişinin uyuduğu odalar tasarladım'', diyor Morel gizlemekten çekinmediği bir gururla. Murano'nun dekorasyonu için ''leitmotive'' kadar hafif olan bir tarzı seçmiş. Karanlık ve gizemli koridorlar, odaların çarpıcı aydınlığıyla tam kontrast yaratıyor. Restoranın bir duvarında PVC panel ve tampon arkasına dizili fiber optikler parlıyor. Lobide bilgisayarla yönetilen dört renkli sistem ortamın renginin sürekli değişmesini sağlıyor. Otel müşterileri -yataklarının yanına yerleştirilmiş panel sayesinde- aynı renk efektlerini odalarında da yaratabiliyor. Hepsinde seçilebilecek altı farklı ton bulunuyor; balonlu sakızlardaki pembe, leylak, gök mavisi, parlak sarı, zümrüt yeşili ve turkuaz.
     
     ''İnsanlara, odalarının rengini seçme şansı vermek adına, beyaz kutular yaratmaktan başka şansımız yoktu'', diyor Morel. ''Bu yaklaşım beraberinde bir riski de getirdi.'' Atmosfer fazla soğuk ve steril olabilir endişesiyle tüylü, kalın, 1970'lerin sitcom'larını andıran ve ilk bakışta elverişsiz bir halı kullanılmış. Otel gibi bir mekânda, kar beyazı bir halıyı nasıl temiz tutabilirsiniz ki? Endişeleri gidermekte hızlıymış Morel, ''Yaptığım otellerin içinde en az problem çıkaran halı oldu'', diyor. Halı % 100 naylon, kolay temizleniyor;üzerine hiçbir şey yapışmıyor. Odaların atmosferini ılıklaştırmak için renk eklemiş; orkideler, papatyalar ve tüllerle süslediği poliüretan dolaplardan da yararlanmış. Başucuna Patrick Mc Carthy'nin film yıldızı portrelerini asmış. Marilyn Monroe, Liz Taylor ve Audrey Hepburn'le bir gece geçirme şansı vermiş konuklara.
     
Kaynak: artdecor.com.tr
Google
Google



Reklam vermek için...