keyifli alışveriş. DEKOPAZAR
Tasarım
"Türk hamamındaki sosyal ruhu yakalamaya çalışıyorum"
Ünlü tasarımcı Ross Lovegrove, Türk hamamından esinlenerek yeni bir banyo kültürü yaratmaya çalışıyor. Lovegrove "Çok zengin olmadıkça Türk hamamının bir kopyasını evinizde yaratamazsınız. Ama o sosyal ruhu yakalamaya çalışıyorum. Banyonun evin daha yaşayan, yaşanan bir alanı olması fikrinden hareket ediyorum" diyor
      Bavuldan sandalyeye, saatten tükenmez kaleme, walkman'den otomobile birçok tasarımda imzası bulunan, en son bir uzay gemisinin iç dekorasyonunu yapması teklif edilen Ross Lovegrove şu sıralar "Türk hamamından esinlerek yeni bir banyo kültürü" yaratma peşinde. 22. Dünya Mimarlık Kongresi için Türkiye'ye gelen dünyaca ünlü tasarımcı "Bu banyoda İslam kültürünün desenlerini, motiflerini modernize ederek kullanıyoruz. Bu çalışmaya DOİ adını verdim. Dijital, Organik, İslami..." diyor, gülerek ekliyor: "Umarım Salman Rüşdi'nin başına gelenler benim de başıma gelmez."
     
Türk hamamına hiç gittiniz mi?
      İlk kez iki yıl önce, Vitra ile çalışmaya başladıktan sonra Türkiye'ye geldiğimde gitmiştim. Adını hatırlamıyorum ama çok ünlü, çok eski bir hamama gittim. Bir İspanyol arkadaşım tavsiye etmişti.
     
Vitra için tasarladığınız banyoda geleneksel Türk hamamından mı esinleniyorsunuz?
      Hamamı hamam yapan birçok öğe var; kullanılan malzemeler, oradaki atmosfer... Çok çok zengin olmadıkça Türk hamamının bir kopyasını evinizde yaratamazsınız. Ama evet, o sosyal ruhu yakalamaya çalışıyorum diyebilirim. Banyonun daha açık, evin daha yaşayan, yaşanan bir alanı olması fikrinden hareket ediyorum. Türk kültürünü barındıran detayların peşindeyim.
     
Nedir bu detaylar?
      Mesela tas ("Tas"ı Türkçe söylüyor). Ben çocukken... Fakir, işçi sınıfı bir aileden geliyorum ben. Hiç paramız yoktu. Banyomuz, duşumuz da yoktu. Ve biz de saçımızı tencere-tavadan su dökerek yıkardık. Bu her aklıma geldiğinde bunun gayet zekice bir buluş olduğunu düşünürdüm. Yıllar sonra bir başka ülkede, sizin ülkenizde, Japonya'da bu küçük şeyin var olduğunu öğrendim. Böyle "tas" gibi şeyleri modernize ederek yeniden tasarladım. Vitra için tasarladıklarımı inceleme fırsatı bulduğunuzda, bu tasarımlarının konseptinin sadece Türk kültürü ile değil, İslam kültürü ile ilgili olduğunu göreceksiniz. İslam kültüründe yer alan çiniler, motifler... DOI (Digital Organic Islamic) diyorum ben buna.
     
Ne?
      Herkes bunu ilk duyduğunda böyle tepki gösteriyor. Almanlar, İtalyanlar, Türkler... "Ne?" diyorlar, "Nasıl?" Salman Rüşdi'nin başına gelenler benim de başıma gelmez umarım. (Gülüyor) İslam kültüründeki muhteşem motifleri bilgisayarda yeniden tasarlıyoruz.
     
Ne kadar anlatsanız, biz yine görmeden anlamayacağız galiba. Ama anladığım şu ki çok pahalı banyolar olacak bunlar.
      Fiyatını bilemem. Giorgio Armani'yi düşünün. Haute couture de yapıyor, pret-a-porter (hazır giyim) de... Gayet makul bir fiyata bir tişört alabilirsiniz Armani'den ama 10 bin dolara bir elbise de alabiliriniz. Tişörtle başlayarak 10 bin dolarlık elbise satamazsınız. 10 bin dolarlık kıyafetle başlayıp sonra tişört de satabilirsiniz ama. Vitra ile yaptığımız da bu. Önce o pahalı elbise. Bu sektördeki maksimum potansiyeli göstermek için...
     
Endüstriyel tasarımcılar genelde tek bir alanda uzmanlaşırlar; araba tasarımı veya mobilya tasarımı gibi. Ama siz çok geniş alanda çalışmalar yapıyorsunuz.
      Üstelik bu alan her geçen gün biraz daha genişliyor. (Gülüyor) Ben hep kullandığım, tecrübe ettiğim şeylerin dizaynını yapıyorum. Cep telefonu tasarlıyorum çünkü cep telefonu kullanıyorum. Saat tasarlıyorum çünkü saat takıyorum. Bunun tek istisnası uzay gemisi...
     
Uzay gemisi mi?
      Evet, geçenlerde bir uzay gemisinin içini tasarlamamı teklif ettiler. Ben daha önce hiç uzay gemisine binmediğime ve binmeyeceğime göre, sanırım hayır demeliyim! Üst düzey mühendislik bilgisi gerektiren bir iş. Bir sürü bilimsel araştırma yapmak gerek. Bir tasarımcıya gerçekten ihtiyaçları olduğundan bile emin değilim. Ama henüz teklifi reddetmedim. Çünkü bu fikir bir yandan da hoşuma gidiyor.
     
Şu anda üzerinizde ya da yanınızda kendi tasarımınız bir şey var mı?
      Eee, sanırım hayır... Hayır, yok. Sadece saçım. Olabilirdi ama şu an yok. Yeni şeylere açığım ben. Yeni şeyler deniyorum. Altı sene saat tasarımı yaptım ama şimdi en çok şu kolumdaki, benim tasarımım olmayan saati seviyorum.
     
Ticari amacınız olmadan sadece kendiniz için tasarladıklarınız var mı?
      Evet, yatağım. Yatağımı kendim için özel olarak tasarladım. Bir yılımı aldı bu tasarımı uygulatmak. Herkes "imkansız" dedi. Sınırları zorlayan bir tasarımdı ama imkansız değildi, nitekim sonunda yapıldı ve ben kullanıyorum. Şimdi kim görse bu yatağı üretmek istiyor. Ama hayır diyorum. Bir de evimdeki merdivenler özel tasarımım. Bana 300 bin pound'a mal oldu. Hâlâ insanlar arayıp merdivenlerimi satın almak istediklerini söylüyorlar ama kabul etmiyorum.
     
Sizin gibi bir tasarımcının evi muhteşem olmalı. Başka neler var?
      50'lerin büyük tasarımcılarından özel parçalar var. Afrika sanatının birçok örneği var. Kimin yaptığını bilmiyorum ama çok sevdiğim şeyler.
     
Türkiye'den bir şeyler...
      "Tas" vardı ama İtalyan bir arkadaşım çok beğendi, ona verdim. Türk kahvesi takımı var. Cezve ve fincanlar... Halılarınız da çok güzel ama ben evimde hiç halı kullanmıyorum, halı sevmiyorum. Gerçi bu fikrim yavaş yavaş değişiyor. Halılarınıza, o desenlere aşık oldum. Bir halı firmasıyla çalışarak Türk halılarındaki motifleri yeniden tasarlamayı çok isterdim.
     
"Erotik oyunlara uygun yatak odası"

Müşterilerinizden biri de bir Katar şeyhiymiş, öyle mi?
      Bu proje gerçekten de büyüleyici. Çok zengin bir şeyhin villası. Bu şeyh Zaha Hadid, Rem Koolhas, Frank Gehry gibi dünyanın en iyi beş mimarına gidiyor. Dünyanın en iyi beş sanatçısı, Anish Kapoor falan villa için projeler hazırlıyorlar. Ve dünyanın en iyi beş tasarımcısı... Ben de yatak odasını yapıyorum.
     
Nasıl bir yatak odası olacak?
      Yatak odası sadece uyumak için değildir. Orada yapacak başka şeyler de var. Bu yüzden duyulara hitap eden bir şey olmalı. Araştırma yaparken çok eğlendim. Erotik oyunlar yapmaya çalışıyorum. Tüm alanı akışkan bir şekilde tasarlıyorum. Köşeler, keskin hatlar yok. Sonsuz gibi çünkü normal duvarları görmüyorsunuz. Birkaç küçük hile var ama onları bir gazeteye açıklamak istemem açıkçası. Cinsellikle ilgili şeyler, erotik oyunlar... Bakalım, sonucu göreceğiz.
     
Mimarlık kongrelerine katılır mısınız hep?
      Konuşmacı olarak davet edildiğim kongrelere katılıyorum. Eğer konuşmacı olarak orada değilsem, bu tür kongrelerde bulunmam gerektiğini düşünmüyorum. Ben zaten tüm mimarları tanıyorum bir şekilde.
     
İstanbul'daki organizasyonu beğendiniz mi?
      Evet, gayet iyiydi. Zaten bu kongrenin İstanbul'da yapılması çok önemli. Dünyada İstanbul'u sevmeyen bir tek mimar bile yoktur herhalde. Şehrinizin eşsiz bir konumu var. İki kıtanın arasında Boğaz, iki kıtayı birleştiren Boğaz Köprüsü... Muhteşem bir mimari tarih. Bence böyle bir kongrenin yapılması için mükemmel bir yer.
     
"Louis Vuitton için bavul, Vitra için banyo..."
      1958 yılında doğan Ross Lovegrove, Manchester Politeknik Üniversitesi'nde endüstriyel tasarım öğrenimi gördü ve Londra Royal College of Art'ta yüksek lisans derecesini aldı.
     1980'lerin başında Frog Design adlı Alman tasarım firması için çalışmaya başlayan Lovegrove; Apple, Sony ve Knoll International için gerçekleştirilen çeşitli projelerde yer aldı. Fransa'da en iyi beş tasarımcıdan biri seçilerek Atelier de Nimes'i kurmak üzere Paris'e davet edildi. Philippe Starck ve Jean Nouvel'in de bulunduğu beş tasarımcıyla beraber dekorasyon objelerinden bisküvilere kadar pek çok ürün tasarladı.
     1986'da kendi atölyesini kurarak Louis Vuitton, Hermes ve Dupont gibi, tasarımlarıyla dünya çapında isim yapmış seçkin firmalarla çalıştı. Şu sıralar Vitra için banyo tasarlayan Lovegrove'un hazırladığı ürünlerin lansmanı eylülde yapılacak. Bu ürünler 2006 yılı başından itibaren satışa sunulacak.
     
Kaynak: Milliyet - 12.07.2005
Tuba Akyol
Google
Google



Reklam vermek için...