keyifli alışveriş. DEKOPAZAR
Mobilya
Bu bir 'aşk markası
17 yıldır çizgisini hiç bozmayan Ahmet Kaleli Mobilya, artık farklı tasarımcılarla çalışıyor. Yeni tasarımlarında markanın klasik çizgisini bozmadıklarını söyleyen Ahmet Kaleli,"Mobilya pazarının içinde, seçilmiş ürünlerin sunulduğu bir butik çizgisinde durmayı tercih ediyoruz.
Tasarımlarımızsa İstanbul'un günlük yaşamında bir duruluk ve aşırı pratiklik örneği olacak" dedi.
      Türkiye'de tasarıma, dekorasyona, mobilyaya yaklaşımlar ne kadar değişse de her türlü değişime zamanında, hatta zamanından çok önce ayak uyduran ve ayakta kalmayı başaran firmalar vardır. İşte Ahmet Kaleli Mobilya da bunlardan biri. Firmanın 1988 yılında Nişantaşı'nda bir iş merkezinin içinde başlayan hikayesi, zamanın getirdiği herşeyle, markanın değişmez çizgisinin bileşimi şeklinde devam ediyor.
     
Tek imzadan 'genç imzalar'a
      Markanın çizgisinin 17 yıl boyunca değişmemesini 'tek imzalı olmanın' getirdiği bir avantaj olduğunu söylüyor Ahmet Kaleli. Ama bu durum, ona göre çoğu zaman bir marka için dezavantaj. Ahmet Kaleli Mobilya'nın tasarımları bugüne kadar hep Ahmet Kaleli tarafından yapılmış ama artık farklı tasarımcıların 'Kaleli' çatısı altında olacağı bir sistem kuruluyor. Kaleli "Daha taze fikirlere sahip genç bir ekibimiz var. Bu uzun isimli firmanın bir ekol, bir okul, bir bileşim yeri olduğunu gösterip, genç tasarımcılar için bir kapı açmış olacağız. 17 yıl sonra zararın neresinden dönersen kardır dedik ve genç tasarımcılarla çalışmaya başladık" diyor.
     
Ödünsüz kalite, müşterinin seçtiği malzeme
      Bunca yıldan sonra geldikleri noktada 'seçilmiş ürünlerin sunulduğu bir butik çizgisini' tercih ettiklerini söyleyen Kaleli, " tasarımlarımız İstanbul yaşamında bir duruluk, sadelik ve aşırı pratiklik örneği olacak. Bazen bir bluejean kadar pratik ama bir gece kıyafeti kadar da şık olabilecek. Yıkanan kılıflı keten kanepeden, yanana gelince kanepe olan tekli koltuklara, kütüklerden yapılmış masa tasarımına,deri safari kontraplak bir koltuğa kadar herşey var tasarımlar içinde" diyor ve ekliyor: "Tasarımlarda çizgi aynı. Az ve öz tasarımla müşteriyi şaşırtmadan, o an ihtiyacı olduğuna inandığı şekli, rengi, dokuyu, rahatlığı yakalamak. Şimdi ürün sayısını iyice azaltıyoruz. İnsanların kendini ifade edebileceği geniş bir renk, ağaç, kumaş, doku, malzeme örnekleri sunuyoruz. Bu da onlara kalitesinden ödün verilmemiş bir ürün ve müşterinin seçtiği malzeme bileşkesini getiriyor."
     
Ayakkabı tasarımları, mobilya tasarımlarını etkileyecek
      Geleceğin mobilyaları, koltukları, oturma grupları moda spor ayakkabılarına benzeyecek diyen Kaleli "Çünkü ergonomiklik çok artıyor ama bir yandan da genç bir estetik var ve bunlar çok etkilecek ilerde mobilya tasarımlarını. Buradan yola çıkarak 'tasarımda estetik mi rahatlık mı?' derseniz kanepenin rahatsız olanını kimsenin kullanabileceğini düşünemiyorum. zaten malzemeler işi çok kolaylaştırıyor. Ama 'rahat'la 'işlevsel' kelimeleri arasında bir ayrım var. Sonuçta artık herşey işlevsel. Ama ben bugün görsel olarak tatmin etmeyen hiçbir şeyin, ne kadar işlevsel olursa olsun ticari bir başarısı olabileceğine inanmıyorum" diyor.
     
"İyi mobilya seçmek, biraz bilgi işi"
      Kültür seviyesi arttıkça ithal tasarım takıntısının azalacağını söyleyen Kaleli, "Paradan değil kültürden bahsediyorum. Bugün kaliteli, marka bir otomobili almak için kültür değil para gerekir. Parası olan herkes markalı arabayı alabilir. Ama herkes çok geleneksel, geçmişten gelen bilgilere ve zevke dayalı bir mobilya alamaz. Dekoratörle çalışsanız bile kendi kültür düzeyinizi, geçmişinizi, çocukluktan kalan bilgileri iletemiyorsanız sonuç kötü olur" diyor ve ekliyor: "Orada başka bir lisan giriyor işin içine. Yani kısaca paranız varsa otomobili alabilirsiniz ama paranız varsa mobilyayı alamazsınız,bilginiz varsa mobilyayı alabilirsiniz. Mobilya seçmek bilgi işi. Eğer bilginiz varsa Kapalıçarşı'dan aldığınız bir Özbek kutusuyla Paris'ten aldığınız bir art deco sehpayla yanyana koyabiliriz, bu başka birşey. Ama tabii ki ikisi de biraraya gelebilir."
     
Bu bir 'aşk markası'
      Ahmet Kaleli Mobilya'nın bir aşk markası olduğunu, yarattığı markayı böyle adlandırmayı uygun gördüğünü söyleyen Kaleli "Böyle bir terimle tanıtım yapmak istiyoruz, çünkü buraya bir lik var mı diye gelenlerin sayısı bizden satın alanlardan çok daha fazla. Bu bir tasarım meraklısı ya da evine ne istediğini bulamamış genç bir hanım olabilir. Bu 'love mark' kelimesi aslında tekstilde kullanılan bir terim, ama bize de çok uydu" diyor ve ekliyor: "Şu nedenle bazı ürünler vardır ki insanlar o ürünlere birebir ihtiyaçları olmasa bile onu elde etmek hevesine kapılırlar. Bunu bir çeşit tanıtım tarzına markaya olan ilgi diye de adlandırabiliriz. İnsanlar artık aşık oldukları ürünleri almak istiyorlar. Yoksa mobilyalar evlere sığmazdı, eğer bir mobilyayı aşık olmadan alıyorsanız sıkılırsınız. Artık tek tek aşık olunacak ürünler dönemi var. Tek başına bir markaya bağlı kalmak o da değil bütün markaların en çok aşık olduğunuz ürünlerini biraraya getirebilmek önemli olan."
     
Kaynak: Milliyet
Google
Google



Reklam vermek için...