keyifli alışveriş. DEKOPAZAR
Mobilya
Dünya mobilya endüstrisi eğilimleri
      Gerek ülke ekonomisinde, gerekse de mobilya endüstrisindeki gelişmeler paralelinde yerli üreticilerin giderek dünya pazarlarında boy göstermeye başlaması, fuarlara yoğun bir biçimde katılıyor olmaları, ihracat miktarlarını ve hedef ülke sayılarını artırmaları gibi gerçeklere bir de, AB ile olan ilişkilerin tam üyeliğe doğru gitmekte oluşu eklendiğinde, uluslararası örgütler ve temsilcilerinin gözünün ülkemize çevrilmiş olmasına şaşmamak gerekiyor.
     
     Okuyacağınız yazı, işte böyle bu otoritelerden biri olan Alman Mobilya Sanayi Birliği VDM Basın sözcüsü Ursula Geismann’ın Köelnmesse’nin İstanbul tanıtım toplantısı vesilesiyle yapmış olduğu global değerlendirmeden alınmış olup, mobilya dekorasyon okurları için özetlenmiştir.
     
     Küreselleşme süreci dünya pazarlarında hızlı hareket etmeyi gerektiriyor.
     Dünya pazarı bugüne kadar görülmemiş bir hıza ulaşırken, dünyadaki pazarlar küreselleşme sürecine dayalı olarak giderek birbirine yakınlaşıyor. Ticaret ve finans alanındaki uluslar arası işlemler dünyadaki farklı ulusal ekonomilerin kaynaşmasına neden oluyor. Bunların yanı sıra dünya pazarına hızlı büyüme gösteren genç ulusal ekonomiler katılıyor. Hızlı bilgi, hızlı karar, hızlı sipariş ve hızlı teslimat için Internet en uygun iletişim aracını oluşturuyor.
     
     Refahın daha geniş kitleler tarafından paylaşıldığı yerlerde ürün talebinin önümüzdeki yıllarda hızla artması bekleniyor.
     
     Tüketim ürünlerine yönelik talebin aynı anda bu kadar çok ülkede böylesine yüksek düzeye ulaşmış olmasına ilk kez tanık olunuyor. Bu nedenle de imm cologne gibi etkin ve başarılı bir dünya fuarının varlığı büyük önem taşıyor.
     
Küreselleşme sürecinde Avrupa ekonomisi
      Avrupa Birliği 2004 yılının Mayıs ayında on yeni üye devletin katılmasından sonra dünyanın en büyük ekonomik bölgesi haline geldi. Avrupa Birliği 450 milyonluk nüfusu ve 10.2 trilyon Euro’luk gayrısafı yurtiçi hasılası ile –gerek nüfus gerekse ekonomik güç açısından- şimdiye kadar ilk sırada yer alan Amerika Birleşik Devletlerini geride bırakmış bulunuyor.
     
     Avrupa Ekonomik Bölgesi aynı zamanda homojen olmayan bir yapıya sahip bulunuyor. Birliğe yeni katılan Doğu Avrupa ülkelerinde kişi başına düşen gelir genelde diğer eski 15 AB üyesi ortalamasının %40 ila %60 oranının da altında kalıyor. Bunun yanı sıra yeni katılan Doğu Avrupa ülkeleri yılda ortalama %4 ila %7 dolaylarında gayrısafı yurtiçi hasıla artışıyla dünyanın en hızlı gelişen bölgeleri arasında yer alırken, eski AB üyesi ülkeler yılda ortalama %2 dolayında bir gayrısafı yurtiçi hasıla artışıyla çok daha yavaş bir büyüme kaydediyorlar.
     
     Kıyaslama yapmak gerekirse: Asya ülkeleri arasında Japonya halen en büyük ekonomiye sahip bulunuyor Ancak diğer Asya ülkeleri çok daha hızlı gelişme gösterdikleri için Japonya ile fark sürekli azalıyor. Bunların arasında %9.5 oranındaki ekonomik büyüme hızıyla Çin ilk sırada yer alıyor. Buna göre Çin – ekonomik büyümesini aynı düzeyde sürdürecek olursa- 15 yıl içinde Japonya’nın, 25 yıl sonra da Avrupa Birliği’nin önüne geçmiş olacak. Kore ve Hindistan da Asya’daki diğer gelişmekte olan pazarları oluşturuyorlar.
     
Dünya genelinde mobilya sanayi
      Dünya mobilya üretim hacmi 2004 yılında yaklaşık 220 milyar dolar düzeyine ulaştı.
     
     Bunun yarısından fazlasını Avrupa’nın mobilya üretimi oluşturuyor. Mobilya sektörü halen gelişimini sürdürüyor. Dünyada mobilya üretim hacmi sadece son üç yıl içinde %16 dolayında veya diğer bir ifadeyle 30 milyar dolar artış gösterdi.
     
     Dünya üretiminin %59’u yedi ülke tarafından paylaşılıyor: ABD, İtalya, Almanya, Japonya, Kanada, İngiltere ve Fransa...
     
     Giderek güçlenen küreselleşme süreci ve ulusal pazarların dışa açılması dolayısıyla sınır aşırı mobilya ticareti sürekli artış gösteriyor. Yapılan tahminlere göre uluslararası mobilya ticareti 2005 yılında %6 artışla 76 milyar dolara, 2006 yılında ise %7 artışla 82 milyar dolara yükselecek. Üretimin diğer bölümü ise yurtiçinde satışa sunulacak.
     
     Görüldüğü gibi uluslararası ticari ilişkiler gün geçtikçe yoğunlaşırken, küresel olarak bakıldığında, iç piyasaya yönelik üretim giderek azalıyor ve ağırlıklı olarak ihracata yönelik üretim yapılıyor. Dolayısıyla mobilya pazarı giderek daha fazla uluslar arası nitelik kazanıyor ve dünya gün geçtikçe küçülüyor.
     “Emerging markets” olarak adlandırılan gelişmekte olan pazarların gösterdiği dinamizm mobilya sektörünün büyüme oranları için ilave bir itici güç oluşturacak.
     
Avrupa mobilya sanayi
      Halen Avrupa dünyanın en büyük mobilya pazarını oluşturuyor. Avrupa mobilya sanayinin üretim değeri 2004 yılında 91 milyar Euro (takriben 114 milyar dolar) oldu. Bu rakam %1 dolayında bir artışa karşılık geliyor.
     Avrupa mobilya tüketimi 2004 yılında –bir önceki yıla kıyasla- %2 oranında artış gösterdi. Avrupa pazarlarında satılan mobilyaların büyük bölümünü, eskiden de olduğu gibi yine, Avrupa ülkelerinde üretilmiş olan mobilyalar oluşturuyor.
     
     İthal ürünlerin toplam satış içindeki payı üçte birin biraz üzerinde bulunuyor. Ancak gerek ihraç ürünlerinde gerekse ithal ürünlerde uluslararası iş bölümünün giderek artmakta olduğu görülüyor.
     Nitekim Avrupa ülkelerinin mobilya ihracatı geçtiğimiz yıl içinde % 3 artışla 34.9 milyar Euro’ya yükselirken, bu ülkelerin mobilya ithalatı da %6 artışla 31.4 milyar Euro oldu.
     
Alman mobilya sanayi
      Avrupa ülkeleri arasında Almanya en önemli mobilya pazarını oluşturuyor, zira her Alman vatandaşı kendi evini donatmak için yılda yaklaşık 500 Euro harcıyor. Bu harcamanın yarısını mobilya alımı oluşturuyor. Dolayısıyla Almanya kişi başına düşen mobilya ve ev aksesuarı tüketiminde ilk sırada yer alıyor. Bu da Almanların evlerinin dekorasyonuna verdikleri önemin ve değerin bir diğer göstergesini oluşturuyor.
     
     Alman mobilya sanayinin 2005 yılının ilk altı ayında göstermiş olduğu gelişme iyimser yaklaşımları destekliyor. Mobilya sektörü yıllardır süren sancılı dönemden sonra ikinci kez olumlu rakamlar sergiliyor. Satışlar bu yılın ilk 6 ayında –bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla- %4.2 artışla 10.5 milyar Euro’ya yükseldi.
     
     Mobilya sektörünün değişik branşlarına bakacak olursak 2005 yılının ilk 6 ayı için şu tabloyla karşılaşıyoruz: Yurtdışı talebin artış göstermiş olması dolayısıyla Alman büro mobilyaları sanayii memnuniyet verici bir gelişme kaydetti. Aynı zamanda oturma gruplarına ilişkin istatistikler de satışlarda artış olduğunu ortaya koyuyor. Şilte satışları bir önceki yılın düzeyini koruyor. Dolap ve benzeri mobilyalar için de 2005 yılının ilk yarısı memnuniyet verici geçti.
     
     Alman mobilya sanayinde halen 1.160 dolayında işletmede 124.000 kişi istihdam ediliyor. Bu işletmelerin toplam cirosu 2004 yılında 20,1 milyar Euro oldu.
     İlk altı ayda elde edilen olumlu neticeye dayalı olarak 2005 yılı genelinde de başarılı sonuçlar elde edilmesi bekleniyor. Sektörümüzün yıl genelinde yaklaşık %1.5 oranında bir büyüme kaydedeceğini; dolayısıyla sektörün –tahminen %1 dolayında artacak olan -gayrısafı yurtiçi hasıladan daha hızlı bir gelişme göstereceğini tahmin ediyoruz.
     
İhracat ve ithalat verileri
      Alman mobilya sektörünün yurtdışı başarıları ihracat oranını %25.8’e yükseltti. Böylelikle 1995 yılında %13.4 dolayında bulunan ihracat oranı geçtiğimiz on yıl içinde iki katına çıkmış oldu. 2005 yılının ilk altı ayında 2.7 milyar Euro düzeyinde ihracat hacmine ulaşılmak suretiyle –bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla- 70 milyon Euro artış kaydedilmiş oldu.
     
     Dış ticaret açığı üç yıldan beri ilk kez geriliyor. İthalatın 2005 yılının ilk altı ayında %4.6 gerilemiş olması dolayısıyla ithalat fazlası –bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla- %24.5 gerileyerek 730 milyon Euro’ya indi.
     
     Alman mobilyalarının esas ihracat pazarını Avrupa ülkeleri oluşturuyor. 2005 yılının ilk yarısında ihraç edilen mobilyaların %73’ü Avrupa Birliği ülkelerine gönderildi (AB-25). Her ne kadar henüz düşük düzeyde de olsa, Avrupa Birliğine yeni katılan ülkeler giderek bizim açımızdan önem kazanıyor. Bu pazarlar bizim üreticilerimiz açısından sadece ek bir üretim merkezi oluşturmakla kalmayıp, aynı zamanda yarının veya en azından yarından sonraki günlerin satış pazarı olarak da giderek ilginç hale geliyor.
     
     “İnsanları eve bağlayan güvenlik gereksinimi arttıkça mobilya ve dekorasyon sektörüne olan talep de artıyor’. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, insanlar yılın ortalama 335 gününü evlerinde geçiriyorlar. Evde geçirilen süre dünyanın her yerinde insanlar için önem taşıyor.
     
     Belirsizliklerle dolu dışarısı karşısında evdeki güvenli ortama duyulan bu gereksinim giderek artmakta olduğu için mobilyalara ve dekorasyon ürünlerine yönelik talebin de artması bekleniyor. Çünkü insanların “homing” olarak adlandırılan bu güven duygusu konusunda henüz doyum noktasına ulaşmamış olduklarını tahmin ediyorlar.
     
Mobilya sektöründe yeni eğilimler
      Özellikle Avrupa’da henüz gelişiminin ilk aşamasında olan yeni bir eğilim dikkat çekiyor: Mobilyaları mekana gelişigüzel doldurmak yerine, mekanı sadece birkaç seçkin mobilya ile düzenleme eğilimi...
     
     Aşırı tüketim toplumu artık materyal ürünlerin zenginliğinden uzaklaşma eğilimi gösteriyor, zira tüketici artık kendini gereksiz bir kalabalığın içinde hissediyor. Raflar, ev, günlük yaşantı ve hayat giderek kalabalıklaşıyor ve doluyor.
     
     Daha fazla mala sahip olma arzusu artık yerini fazlalıklardan kurtulma stresine bırakıyor. Bu gelişme sektörümüzü yalın bir zerafete ve aşırı sade mobilyalar üretmeye zorluyor. Sanatkarlığı öne çıkaran ve buna rağmen son derece modern hatlara sahip bulunan mobilyalar üretiliyor. Bunların her biri mekan içinde sergilendiğinde tek başına bir değer oluşturuyor.
     
     Küreselleşme süreci sayesinde esasen stil zenginliğini de giderek artıyor. Bu nedenle bugün için tek bir eğilimden söz edemeyeceğimiz gibi gelecekte de gereksinimlerin ve zevklerin ortak bir noktada bulaşacağını söyleyemeyiz.
     Artık bireysellik –eskiden olduğu gibi- tek bir kitlesel zevke izin vermiyor. Zengin mobilya çeşitleri öylesine zengin ve kişisel nitelik taşıyor ki, her tüketicinin kendine uygun bir mobilya bulması mümkün olabiliyor.
     
     Doğu ve batı stillerinin kaynaşımından oluşan mobilyalar giderek önem kazanıyor. Asya, Doğu ülkeleri ve giderek de Hint stillerini yansıtan dekorasyon anlayışı rağbet görüyor. Televizyon ve Internet gibi iletişim olanaklarına sahip olan küreselleşme süreci bu gelişmeyi daha da destekliyor. Teknoloji ev yaşantısında gün geçtikçe önemli hale geliyor. Gerek “Home Cinema” gerekse LED ışık teknikleri giderek daha fazla rağbet görüyor.
     
     Tüm bu eğilimler 2006 Köln Uluslar arası Fuarı’nda gerek sunumlarda gerekse mobilyaların tasarımında daha da belirgin hale gelecek. Fuarda mobilyanın yatırım niteliği taşıyan uzun ömürlü bir tüketim ürünü olduğuna bir kez daha tanık olacağız.
     
Sektör, tüm dünyada olumlu bir gelecek vadediyor
      Sonuç olarak biz mobilya ve dekorasyon sektörünün geleceğini son derece olumlu değerlendiriyoruz. Önümüzdeki yıllarda dünya genelindeki talebin ve yaşam alanları yaratmak için mobilyalara duyulan gereksinimin büyük artış göstereceğini düşünüyoruz. Mobilya stilleri ve yaşam stilleri küresel bir gelişme gösterecek. Ancak kültürel ve bölgesel kimliklerin vurgulanması açısından geleneksel bir tasarım dili oluşturulması gelecekte de önemini koruyacak.
     
     İşte tasarım dünyasının kilit noktasını bu husus oluşturuyor: Mobilyalar kendilerine özgü tarzları korumak isteyen kültürlerin çeşitliliğini yansıtacak ve dünyanın her yerinde alıcı bulacaktır.
     
Kaynak: mobilyadergisi.com.tr
Google
Google



Reklam vermek için...