keyifli alışveriş. DEKOPAZAR
Mobilya
Mekanlar'da rahat yaşam arayışı
Birincil ihtiyaçların karşılanmasının ardından rahat yaşayabilmek yalnızca dört duvar ve bir çatı altında yaşamanın ötesinde yeni ihtiyaçları da beraberinde getirdi. Böylece yaşanacak yer kadar bu yeri, evi , yaşanılır kılma gayreti mobilya kullanımını da hızla arttırdı.
      İnsanın yerleşik düzene geçişi toplumsallaşma sürecinde önemli bir adım olmuştur. Yerleşik düzene geçmek bir çatı altında yaşamı beraberinde getirirken bu durum tarih içerisinde uzun yıllara mal olmuştur. Birincil ihtiyaçların karşılanmasının ardından rahat yaşayabilmek yalnızca dört duvar ve bir çatı altında yaşamanın ötesinde yeni ihtiyaçları da beraberinde getirdi. Böylece yaşanacak bir yer kadar bu yeri, evi, yaşanılır kılma gayreti mobilya kullanımını da hızla arttırdı. Mobilyanın kullanımı işlevsellikten rahatlığa bir sonraki adım olarak da estetik anlayışa uygunluk açısından önem kazanmaya başladı.
     
     Tüm bu toplumsal gelişmelere elbette sanatsal ve mimari akımlar da eşlik etti. Böylelikle Barok, Art Noveu, Gotik tarzı, mobilya sektörü tasarım ve ürünlerinde hayat buldu. Mobilya kavramı ihtiyaç figürü olmaktan çıkarak sosyo-kültürel ilişkilerin biçimlendirdiği yaşam tarzını yansıtan metalara dönüştü.
     
     1900’lere gelindiğinde yaşanan sanayi devrimi etkisini her sektörde olduğu gibi, mobilya sektöründe de üretim ilişkileri çerçevesinde gösterdi. Küçük ölçekli işletmeleri yerlerini seri üretim yapan sanayi kuruluşlarına bırakmaya başladı .Elbette artan rekabetle katmerlenen üretim, paylaşılamayan pazarların da etkisiyle üretilen malların sürekli yenilenmesini beraberinde getirdi.
     
     Dünya tüm bu gelişmelerden etkilenirken Türkiye de kendi payına düşeni yaşıyordu. 70’lerin sonlarına kadar atölye mantığındaki küçük işletmeler sektöre hakimdi. Bu yıllarda fason üretim yapan firmalar ilk örneklerini verdilerse de ne bir tüketim kültürü oluşturmakta ne de geniş bir pazara hakimiyette başarılı olabildiler. Kısa bir süre sonra artan talep ve gelişen teknoloji yavaş yavaş büyük işletmelerin örneklerinin pazarda yer bulmasına önayak oldu.
     
     90’lara gelindiğinde bir taraftan dünyanın küçük bir köye dönüşmesi diğer yandan bilgi ve teknoloji devriminin yaşanması tüketim kültüründe marka garantisine inanan tüketici toplum anlayışını beraberinde getirdi. Bu gelişme büyük ölçekli işletmelerin sayılarının artmasını ve markalaşma yolunda ilerlemelerini sağladı.Tüm bu toplumsal ve ekonomik değişim mobilya anlayışında da reform etkisi yaratarak markalı modüler mobilya kavramını mobilya sektörüne kazandırmış oldu.
     
     Ham ağacın sınırlı olarak işlenebilmesi ve ürün maliyetini arttırması üretimde de bir dönüşümü başlattı. Böylelikle üretimde doğal ağaç hammaddeli, endüstriyel yan ürünler olan panellerin kullanımı başladı. Bu yeni ürünler, doğal kaplama yerine reçine emdirilmiş melamin bazlı malzemelerle kaplandı. Böylece cilalı ya da lake kaplanmış doğal ağaçtan ve ağaç kaplama malzemesinden daha çok tercih edilir oldu. Hem daha estetik ve daha fazla renk seçeneğine sahip olması hem de uzun ömürlü, sağlam ve çevre dostu olmasından ötürü en az doğal malzemeler kadar kullanım alanı buldu.
     
     Tüm bu gelişmeler ışığında mobilya üreticileri tüketiciye işlevselliğe ek olarak ergonomi ve estetik sunar oldu. Modüler mobilya üretiminin atması ile sunumda bireysel kullanılabilirlik kavramı değer kazandı. Bu noktada yalnızca tüketiciye fason temelli bir ürün değil kendi zevkince döşeyip kullanabileceği dekoratif mobilya görünümü ile ürünler sunulmaya başlandı.
     
     Evlerimizi süsleyen mobilyalarımız günümüzde gelişen teknoloji ile artan kaliteye rağmen daha düşük fiyatlarla satılmaktadır. İleride üretim-tüketim ilişkilerinde neler yaşanır bilinmez ama bugünün mobilyaları estetik, dekoratif , işlevsel ve ergonomik olarak tanımlanmaya devam etmektedir.
     
Kaynak: mobilyaonline.net
Google
Google



Reklam vermek için...