keyifli alışveriş. DEKOPAZAR
Mobilya
Kalite üret marka ol!
13.09.2005
Tekstil sektörünün seyri Amerika, İngiltere, Fransa, İtalya’dan sonra şimdi de Romanya ve Bulgaristan’a yani doğuya doğru yol almaya başladı.
Küçükçalık Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Küçükçalık, ülke olarak ağlamayı sızlanmayı bırakıp markalaşmaya doğru adım atılması gerektiğini söylüyor.
      Dünyanın belli ülkelerinde ev tekstili sektörü öncelikli hâle geldi artık. Zira, hazır giyimde üreticiler, dolayısıyla da tüketiciler doyum noktasına ulaştı. Yakın gelecekte Türkiye, hem kendi markalarını dünyaya açacak hem de IKEA gibi çok önemli mağazalara ev sahipliği yapacak. 20 milyar dolarlık dünya pastasının henüz 1,5 milyar dolarını alan Türkiye bu sektörde dördüncü sırayı kapmış durumda. En büyük payı ise 3,7 milyarla Çin alıyor. Ev tekstilinin bu denli önemli hâle gelmesinin önümüzdeki günlerde iç piyasada da hareketliliğe sebep olması bekleniyor. Örneğin, Küçükçalık grubu “Premier” markasıyla ev tekstilinde atağa geçti bile. Küçükçalık Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Küçükçalık, tekstil sektöründe bugün en üst düzeye geldiklerini, bu sebeple markalaşmak istediklerini vurguluyor. Ancak bu sürecin daha sağlıklı işleyebilmesi için Türkiye’nin markalaşma süreciyle doğru orantılı yürümesi gerektiğini vurguluyor. Daha çok markanın çıkabilmesi için de öncelikle Türkiye’nin marka oluşturabilecek platforma gelmesi gerekiyor.
     
Küçükçalık, daha çok ihracatla ön plana çıkan bir grup. Güzel güzel yurtdışına ihracat yapmak varken neden markalaşmaya karar verdiniz?
      2005 yılından itibaren dünya pazarlarında maliyet ve marka mücadelesinin daha ön plana çıkması bekleniyor. Bu noktada üretim kalitesini oluşturan hammaddeden tasarıma kadar her konuya daha fazla önem vermek, sektördeki küresel yaklaşım ve değişimleri daha yakından takip etmek ve markalaşmayla pazarlamaya daha fazla yatırım yapmak gerekiyor. Türkiye, ev tekstili sektöründe genel profilin aksine önemli üretici gruplarının dahil olduğu, ileri teknolojiyi etkili bir şekilde kullanan ve özellikle de son yıllarda teknolojiyi modayla buluşturan önemli bir ülke. Her ne kadar konjonktürel olarak rekabet sorunları yaşasa da bornoz, havlu, yatak çarşafı gibi ürünlerde dünya pazarlarında ciddi kapasiteler oluşturmuş durumda. Ancak bu konuda çok fazla öne çıkmış marka bulunmuyor. Bu sağlıklı ortamı yakaladık ve iç piyasada markamızı canlandırmaya karar verdik.
     
Üretim yapmakla iş bitmiyor, bundan sonra rekabetin şekli değişiyor anlaşılan.
      Dünyada süratle genişleyen talebe bağlı olarak kat edilecek daha çok mesafe var. Sektörün kalite üretme konusunda bir sıkıntısı kalmasa da katma değeri artırma konusunda yapılacaklar henüz tükenmiş sayılmaz. Çağımız üretim faktörlerinin katma değer üretmeye yetmediği bir çağ. Malınız ne kadar kaliteli olursa olsun kalite tek başına tercih edilmenizi sağlamıyor. Farklı coğrafyalardaki tüketici gruplarının ihtiyaç ve beğenilerini karşılayacak düzeyde tasarlanmış olmalı.
     
Daha düne kadar hep yurtdışına yönelmişken şimdi birden iç piyasaya dönüp markalaşmadan söz ediyorsunuz. Ne oldu da böyle bir karara vardınız. Markalaşmada geç kalmadınız mı?
      Doğru, biz bugüne kadar hep malımızı sattık, markamızı satamadık. Küçükçalık, şimdiye kadar daha çok ülke dışına ağırlık verdi. Ağırlıklı olarak çalışmalarımız ihracat bazında oldu. Geçmiş yıllarda hemen hemen her üç yılda bir kriz yaşayan bir ülkeydik. Adeta memleketin sahibi yoktu. 2001 yılını hatırlamak bile istemiyorum. Kese kağıdı oyunu vardı Türkiye’de. Paranın güvenirliği yoksa kese kağıdından farkı yoktur. Para güvenilir olduğu zaman değerlidir. Bugüne kadar memleketi kese kağıdıyla soydular. Biz bütün yatırımlarımızı döviz bazında yapıyoruz. Döviz cinsinden borçlandığımız için gelirimizin de döviz cinsinden olması gerekiyordu. Bu nedenle hep ihracata dönük çalıştık. Bugün hesabını kitabını bilen yöneticiler var artık. Türkiye’de başlayan istikrar havası bizim de iç piyasada bir şeyler yapabileceğimizi gösterdi.
     
Dünyada tekstil sektörü hangi noktaya doğru gidiyor?
      Dünyada tekstil üretimi batıdan doğuya doğru bir hareket halinde. 1930’larda Amerikan bezi vardı. 1950’lerde de İngiliz kumaşı. Daha sonraki yıllarda Fransa’nın ağırlığı hissedildi. Erkek giyiminin tepeye vurduğu 1970’lerde İtalyan modası hakimdi. Bugün modanın merkezi Milano oldu. Şimdi şöyle bir baktığımızda 6-7 yıldır Türkiye, İtalya’ya mal satmaya başlamış. Ancak 25 yıl sessiz sedasız durmuş. Şimdi ise sektör, yavaş yavaş yine doğuya doğru yol almaya başladı. Bulgaristan ve Romanya’ya taşınıyoruz. Ülke olarak ağlamayı sızlamayı bırakıp markalaşmaya doğru adım atmalıyız. Bana gelişmekte olan bir ülkenin markasını gösterebilir misiniz?
     
Evet; Galatasaray.
      O gelişmişlik dönemimize denk geliyor. Gelişmekte olan ülkelerin markası yok; gelişmiş ülkelerin markası var. Bugün bakın Güney Kore’ye. 1997’nin Kore’siyle 2000’in Kore’si arasında çok fark var. 1997 yılında doğru düzgün araba yok iken 2000’li yıllara baktığınızda caddelerdeki otomobillerin hepsi kendi markalarından oluşmuş Amerikan tipi lüks arabalar. Kore’de bir tane yabancı araba göremezsiniz.
     
Ev tekstilinde oluşturduğunuz Premier markası tüketiciyle nasıl buluşacak. Bu buluşma noktasında bir sloganınız olacak mı?
      Şimdilik Olivium Alışveriş Merkezi’nde bir örnek mağazamız bulunuyor. Premier markasını Türkiye’nin bin ayrı noktasında tüketiciyle tanıştıracağız. Genelde gelişmiş ülkenin halkında kendine bir güven görürsününüz. Türkiye’de artık en çok ihtiyaç duyulan şey kimlik. İllâ ki markanızın bir kimliği olmalı. Kolunuzdaki saatlerin markasını silin kiloluk demir yığını görürsünüz. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Avrupa Birliği’ne girmek amaç değil, araç” diyor. Bizim bir kimliğimiz var demek istiyor. Biz de Premier’de kendi kimliğimizi, kendi zevklerimizi, kendi kültürümüzü yansıtmak istiyoruz. Artık bütün dünyada zevklerde bir globalleşme yaşanıyor. Ortak zevkler var. Onun için biz, “önce Akdenizliyiz” dedik
     
Türk markası mı, yoksa dünya markası mı olacak?
      Önce kendi memleketinde sonra da yurtdışında marka olacak. Amacımız insanlara sadece ürün satmak değil, aynı zamanda zevk satacağız.
     
Müşteri profiliniz hangi kesimden olacak?
      Ürünümüzü A gelir grubu kabullenecek, C grubu erişebilecek. Ama hedefimiz B gelir grubu olacak. Kalitemizden ödün vermeden her kesime hitap edeceğiz.
     
Hazır perdeye Türkiye henüz alışık değil. Tüketici bu değişime uyum sağlayabilecek mi?
      Doğru. Hâlâ ölçülerimizin bir standardı yok. Öte yandan perdenin dışında yatak ya da masa örtüsünde belli bir standart oluşmuş durumda. Önceden perde pahalı bir emtiaydı. Bugün pahalı değil artık. Son zamanlarda Türkiye’de de ürün çeşidinin artması ve fiyatların düşmesiyle birlikte pazarda derinlik oluşmaya başladı. Eskiden 8 yılda bir perde değiştirilirdi. Bu oran Avrupa’da 2,5, Amerika’da ise yılda birdi. Çünkü bu ülkelerde vatandaş hazır perde alıyor.
     
Sizin evde kaç yılda bir değiştiriliyor?
      Yeni taşındığım için bir buçuk yılda bir değiştirmiş olduk.
     
Ev tekstilinde birçok marka yol aldı gidiyor. Markalaşma konusunda geç kaldığınızı düşünmüyor musunuz?
      Ev tekstili sektöründe şu anda çok önemli bir marka yok. Dünyaya baktığınızda da ev tekstilinde çok önemli markaların olmadığını görürsünüz. Otomotivde bir sürü marka bulunur. Giyimde markadan geçemezsiniz; kravat markalarını sıralaya sıralaya bitiremezsiniz. Ev tekstilinde ise neden olmadığını henüz ben de çözebilmiş değilim.
     
Mobilya markaları ev tekstiline doğru kayıyor. Çünkü birbirini tamamlayan ürünler. Sizin de mobilya sektörüne geçme durumunuz var mı?
      Dünyaya baktığımızda örneğin “IKEA” marangozluktan gelmedir. Hâlâ bazı mobilya üretimlerini kendileri yapıyor. Evle ilgili her türlü ürünü konsept satıyorlar. Bu Türkiye’de henüz yok. Türkiye bu duruma artık hazır olmalı. Genel olarak dünyaya baktığınızda marka mağazaları bulunur. Gucci’yi her yerde bulabilirsiniz. Gucci olmuş ev tekstili markası diyemezsiniz. Onun için biz öncelikle markaya yatırım yapmak istiyoruz. Türkiye’de şu an bizden önce çıkmış markaya yatırım yapmış şirket yok denecek durumda. İç pazardaki tüketiciye bugüne kadarkinden daha farklı bir hizmet sunmak bizim öncelikli amacımız.
     
Kaynak: Aksiyon
Google
Google



Reklam vermek için...