keyifli alışveriş. DEKOPAZAR
Marka
Mobilyada kadın modası!
      Mobilya sektöründeki gelişmeler, kadın modasını yakından takip etmeyi zorunlu kılıyor. İzmir’li ALFEMO’nun hikâyesi, sektörün inceliklerini ortaya koyuyor. ‘Biz mobilyacıyız; ama uluslararası hazır giyim ve moda fuarlarını mutlaka izleriz.
     
     Bizim için her sezon, özellikle bayan giyiminde kullanılan renkler, figürler ve desenler önemlidir. Çünkü mobilya kadın giyimindeki trendlerden doğrudan etkilenen bir sektör.’ ALFEMO Genel Müdürü Ramazan Davulcuoğlu’nun bu sözleri, mobilya sektöründeki değişimi gözler önüne seriyor aslında. Eskiden olduğu gibi evladiyelik; yani bir ömür kullanılacak mobilya alınmıyor artık. Gelir düzeylerindeki artış, bunan bağlı olarak sosyo-kültürel gelişim, mobilya değiştirme hızını etkiliyor. Hatta mobilyayı moda kavramıyla tanıştırıyor.
     
     Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de mobilya tüketiminde son sözün kadınlara ait olması, üreticileri farklı arayışlara yöneltiyor. ALFEMO Mobilya’nın, kadın giyim alışkanlıklarını izleme ve oradaki akımları koleksiyonlarına yansıtma çabası boşuna değil. Atölye tipi üretimden yola çıkan, fabrikasyonla da dünyaya açılan Türk mobilya sektörü, özgün ve sezonluk tasarımlarla markalaşma trendini başarıyla sürdürüyor. Bu kulvarda bir yerlere gelmek için sadece mobilya sektörünü izlemek yetmiyor; tüketici davranışlarını iyi gözlemlemek, kadın modasını güncel şekliyle bilmek ve bunu üretime yansıtabilmek, başarıya götüren önemli ayrıntılar haline geldi artık.
     
     Bugün Türkiye’nin en başarılı mobilya markalarından olan ALFEMO’nun arkasında üç yetim kardeşin, yani Ali, Ramazan ve Şaban Davulcuoğlu’nun ilginç hikâyesi var. Yeşildağ perakende mağazalarının kurucusu olan baba Yusuf Davulcuoğlu’nun 1976’daki vefatı, onları çocukluklarında iş hayatıyla tanıştırmış. 16 yaşındaki büyük ağabey Ali Davulcuoğlu, işin başına geçerken kardeşleri okuldan artakalan zamanlarda ona omuz vermiş.
     
Hamallık ve pazarlamayı birlikte yaptılar
      O günlerin hikâyesini dinlerken, bu genç markanın öyküsünün ne kadar zorlu şartlarda başladığı bütün cesametiyle anlaşılıyor. Sabahları satış yapan Ali Bey, kardeşleri okuldan geldikten sonra teslimata gidermiş. Üç kardeş yıllarca hem pazarlamacılık hem de hamallığı beraber yürütmekten gocunmamış. Ramazan Bey, “İşe başladıktan ancak 5-6 yıl sonra eleman alabildik. Buna rağmen çabamıza değdi, ALFEMO’nun yanı sıra Yeşildağ bugün 13 mağazalık bir perakende zinciri oldu.” diyor. Halen Ali ve Ramazan Davulcuoğlu ALFEMO’yu yönetirken, mağazalar ise küçük kardeş Şaban Davulcuoğlu’nun kontrolünde.
     
     Sadece 10 yıllık bir geçmişi olan ALFEMO’nun, kısa sürede tanınmasının ardında perakendecilikteki bu deneyimin önemli rolü olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ramazan Davulcuoğlu, “Müşteri odaklı olmayı mağazacılıktan öğrendik. İyi bir sanayici ve tüccar olmak gerekli; ama müşteri ne ister, bunu bilip müşteri adına empati yapıp, bütün iş süreçlerimizi müşteri memnuniyetine göre kurgulayabilmek önemli. O da mağazacılıktan gelen bir tecrübe.” diyor. Günümüzdeki mobilyacılık anlayışında iyi üretim yapmak yeterli olmuyor. Tanıtım ve reklâm, markaya yapılacak yatırım, işin vazgeçilmezleri arasında.
     
     İzmir Torbalı’da dev tesislerde üretim yapan ALFEMO’nun çıkış hikâyesi, yaylı yatak işiyle başlıyor. Büyük bir yatak üreticisinin Ege Bölge bayiliğini alan Davulcuoğlu kardeşler, bu marka için üretim yapar. 1992-1996 arası, Türkiye’nin mobilyada öne çıktığı, kanepelerin yerini çekyat ve oturma gruplarının almaya başladığı yıllardır. Ramazan Bey, “O dönem sektörü hem içeride hem dışarıda iyi izledik ve modüler mobilyanın geleceği olduğunu görerek bu alanda yatırım kararı aldık. ALFEMO bir modüler mobilya üreticisi olarak 1997’de kuruldu ve 98’de üretime başladı.” diyerek ‘doğuş hikâyesini’ kısaca özetliyor.
     
     Türkiye’de geleneksel mobilya üreticisi çok fazla; ancak modülerde fazla üretici yok. Modüler, “klasik mobilyada farklı ve özgün tasarımları içeren, modern mobilya” anlamına geliyor. Panelden üretildiği için panel mobilya da denilen modüler mobilya, modül modül satılabiliyor. Üretimden tasarıma kadar kendine özgü bir tarzı olan ALFEMO alt markalarla da çalışıyor. Şirketin halı markası olan Carpet Land gibi.
     
Marka işçiliği
      ALFEMO, 1999’da İtalya ile yaşanan krizden etkilenen ve İtalyan sanılan markalardan. Bunun sebebi, isminin yaptırdığı çağrışım ve ürün yelpazesindeki İtalyan esintileri. Oysa ALFEMO, üzerinde uzun zaman çalışılmış, avantajları ve dezavantajları iyi hesaplanmış ve Türkiye’de görülmemiş bir titizlikle ortaya çıkarılmış bir marka ismi. Ülkemizde marka yatırımı yapan birçok sanayicinin atladığı ayrıntıları hesaplayarak markalarını belirlemiş Davulcuoğlu kardeşler. Ç ve ş gibi uluslararası alanda zorluk çıkaran harfler içeren markalardan çok çeken sanayicilerin düştüğü sıkıntıya düşmek istememişler.
     
     Mobilya tüketiminde son kararı kadınlar verdiği için, ismin feminen çağrışımı olması, ağzı doldurması, dış pazarlarda sorun çıkarmaması; ancak doğrudan da yabancı bir isim olmaması, hep inceden inceye planlanmış ayrıntılar. Bütün bu çalışmalar, İstanbul merkezli büyük bir ajansın kontrolünde gerçekleşmiş.
     
     Dünyadaki mobilya pazarının toplam büyüklüğü 250 milyar dolar. Türkiye’deki rakam ise 4-5 milyar dolar civarında; ancak kayıt dışılığın fazlalığı, gerçek rakamların bilinmesini engelliyor. Türkiye’deki pazar büyüklüğünde fabrikasyon üretimin yüzde 50’yi bile bulmaması, bu sektörün en azından yarısının, halen atölye tarzı üretimle yola devam ettiğinin göstergelerinden. Türk mobilyacılar için iyi bir pazar olan Almanya’da kişi başına yıllık mobilya tüketimi 350-400 Avro civarında. Türkiye’deki rakam ise 40-50 Avro. Avrupa’nın satın alma gücü yüksek olmasına rağmen, yaşlı ve doymuş bir nüfus var. Buna rağmen tüketim bizimle kıyaslanmayacak oranda fazla.
     
Evlilik sektörü onlardan soruluyor!
      Mobilyacıların en ciddi takip ettiği konu, kuşkusuz evlilikler. Hatta bu alandaki istatistiklere bile hâkimler. Diğer bir önemli konu ise gayrimenkul alım ve satımları. Çünkü her yeni ev sahibi, mobilyacılar için potansiyel müşteri. Ramazan Davulcuoğlu hemen kendilerini yakından ilgilendiren istatistiklerden bahsediyor: “Türkiye’de yılda 500 bin evlilik gerçekleşiyor. 2006’da ise bu rakam 600 bini bulacak. Geçen yıl Türkiye’de 1,5 milyon gayri menkul alım satımı yapıldı.”
     
     Davulcuoğlu’na göre bu rakamlar, iç pazar anlamında da Türkiye’nin önünün açık olduğunun göstergesi. Bunlara bir de her geçen yıl büyüyen ‘yenileme pazarını’ eklemek gerekiyor. Çünkü Türkiye’de mobilya değiştirme süresi 5 yıla kadar indi. Mobilya eskisine göre çok daha hızlı tüketilen bir ürün artık. Dış pazarlar ise büyümeye devam ediyor. 2005 yılını 800 milyon dolar ihracat ile kapatan sektörün bu yıl 1 milyar doları aşması bekleniyor.
     
     “Sektörün en önemli sorunu nedir?” denildiğinde ise Ramazan Davulcuoğlu sözü hemen tasarıma ve taklit ürünlere getiriyor. Şu ifadeleri manidar: “Tekstil ve hazır giyimde Türkiye’nin yaşadığı sıkıntıları bu sektörde de yaşamamak için tasarım çok önemli.” Çünkü tasarım doğru yapıldığında, bu, markalaşma için büyük fırsatlar doğuruyor. Markalaşmak ise satılan malın katma değerinin yükselmesi demek. Mobilya sektöründe halen büyük firmalar tasarım odaklı çalışıyor, hatta bazılarının tasarım ekipleri var. ALFEMO’da ise tasarım ve AR-GE hayati öneme sahip. Bu sebeple AR-GE direktörlüğü kurulmuş.
     
Hayat fabrikasyona gelmiyor
      İnsanların sürekli farklılık aradığını ve bu ihtiyaçlara en hızlı ve kaliteli cevabı veren üreticinin kazanacağını belirten Davulcuoğlu şöyle devam ediyor: “Fabrikasyon üretim önemli; ama hayat fabrikasyona gelmiyor. İnsanlar farklılık arıyor. Toplumun beklentileri daha farklı artık. Sadece dış pazar değil iç pazarda da farklılaşma önemli bir kavram.” Oysa sektörde halen fiyata dayalı rekabet var; ucuz ürünlerle ciddi pazar kapma yarışı yaşanıyor. Bu da firmaların geleceği adına olumsuz bir gelişme olarak kayıtlara geçiyor.
     
     Davulcuoğlu’na göre sektörün diğer bir sorunu ise KDV oranlarının yüksekliği. Bunu kayıt dışılığı besleyen unsurlardan biri olarak değerlendiriyor. KDV indirimi yapılacak olursa, maliyenin oradan kaybettiği rakamı, kayıt içine alacağı işletmelerle rahatlıkla kapatabileceği görüşünde. KDV yüksek olunca faturasız satış oranı da yükseliyor ve bu durum en fazla işi kitabına uygun yapan üreticileri vuruyor.
     
     Geçen yılı 100 milyon YTL ciro ile kapatan ALFEMO, yurtdışındaki mağaza ağını da her geçen gün büyütüyor. İran ve Romanya’da şimdiden 20’şer mağazaya ulaşmış şirket. Sırada ise İsviçre ve Azerbaycan var. Davulcuoğlu, “Yurtdışında hızlı değil; ama sağlam adımlarda mağazalaşmaya devam edeceğiz” diyor.
     
Kaynak: aksiyon.com.tr
Google
Google



Reklam vermek için...