keyifli alışveriş. DEKOPAZAR
Marka
İyi uyku için geçen kırk yıl
İDAŞ 1965 yılında kuruldu. Siz yönetimde kaçıncı nesli temsil ediyorsunuz?
      Ben 2. nesilim. Şirketimizin ilk Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bensel bizim uzaktan
     akrabamız. Aynı zamanda Adnan Bey, Arçelik şirketini kuran ekibin içindeydi. Babam Müştak Bey, profesyonelliğe önem veren birisi olduğu için kuruluş aşamasında Adnan beyi Yönetim Kurulu Başkanı olarak seçti. Şimdi Mustafa İşeri Genel Müdürümüzdür, babamın kuzenidir. Ben pazarlamadan sorumlu Genel Müdür Yardımcısıyırn. Bu şekilde bakılacak olursa ben 3. kuşak gibi görünsem de jenerasyon olarak ben 2. kuşağım.
     
40 yıllık bir firmasınız.Geçmişe bakarak, bugün yatak pazarının ülkemizde geldiği noktayı özetler misiniz?
      Bunu bana, Avrupa Yatak Üreticileri Derneği (EBİA) toplantısında da sordular Avrupa'da sivil örgütlere çok önem veriliyor. Geçtiğimiz sene 1 Aralık'ta beni davet ettiler. "Türkiye'den korkalım mı, korkmayalım mı, Türkiye ile entegre olabilir miyiz?" diye sordular. 470 yatak üreticisiyle bu konuyu enine boyuna tartıştık. Onlara, "Sizde ne varsa, şu anda Türkiye'de de var. Türkiye'de kurulu yatak kapasitesi şu anda yıllık 7 milyon civarında, markalı üretim 1,5 milyona yakın. Yani 5,5 milyon serseri mayın var. Gelin stratejik ortaklar edinin" dedim.
     
     Türkiye'de her şeye rağmen ulaşılmış bir kapasite var. Bu Avrupa ve dünyaya entegre olabilecek bir kapasite. Bizde bilgi ve deneyim var. Teknolojimiz asla onlardan geri değil.Tabii ki bazı işletmelerin yeni yatırımlar veya yenileme yatırımları yapması gerekir.Ama bu yatırımlar makina bazında, ulaşılmaz boyutlarda da değil.
     
     Bizim en büyük avantajımız ihracat yapmamız. Bizim, ülke olarak dışarıya hammadde açısından bağımlılığımız var. Bu bağımlılığımız da dolara endeksli. Ama krizler sektörü olumsuz etkiliyor. Hatırlanacağı gibi, "bir kitabın, bir yerden başka bir yere transport edilmesi" bize çok pahalıya patladı. O zaman bizim ihracatımız 125 bin dolardı. Gecen yıl ise 6 milyon dolar ihracatımız oldu. Bunu Avrupa'da tanınmış marka olmuş firmaların yataklarını yaparak, onların işini onlardan daha iyi yaparak başardık. Avrupalı yeni bir yatak yapmak istediği zaman artık yatırım yapmıyor.O yatakları biz ve bizim gibi firmalara "markaya üretim" şeklinde yaptırıyorlar.
     
Avrupalı sayılı yatak üreticilerinin ürünlerini yapıyorsunuz. Kendi markanızla yatak ihraç ediyorsunuz. Ama Avrupa Yatak Üreticileri Birliği'ne üye değilsiniz.Bunun nedeni nedir?
      Bana yine o toplantıda Avrupalılar, "çok güzel konuşuyorsunuz. Biz sizin derneğinizle irtibata geçebilir miyiz? Hangi dernekler var?" dediler. Bende hem Mobilyacılar Derneği'ni, hem de Ev Tekstili Sanayici ve İşadamları Derneği'ni söyledim. Bana, "Biz Yatakçılar Derneği'nden bahsediyoruz" dediler. Orada bulunan 170 firma aşağı yukarı 7 milyar dolar ciro yapıyor.Bu ciroda yatak ve yatak sistemi dışında hiçbir şey yok.Biz de derneğimizde "yatakçılar" başlığı altında bir alt komite açmalıyız.Bu komite yurt dışındaki derneklerle temasa geçmeli. Şu anda ben kendimi AB'nin bir parçası,o grubun üyesi olarak görüyorum. Çünkü hepsiyle temasım var.
     Türkiye için AB çok önemli. Çünkü biz Avrupa'nın arka bahçesiyiz. Biz Avrupa'daki olayları bilmezsek, stratejik avantajımızı kaybederiz. Bulunduğunuz bölgenin önemini bilmez, avantajlarını kullanmazsanız o zaman stratejik konumunuzun değeri sıfırdır.
     
     Avrupa'da çok büyük gruplar var. Örneğin Hairing Andersen adlı grubun cirosu tek başına 3.2 milyar dolar. 23 adet yatak markası var. Siemens 450 milyon euro ciroya sahip Biz bütün bunlara rağmen Avrupa'ya yatak ihraç eder miyiz? Hem de nasıl.
     Avrupa'nın yatak üssü olabiliriz. Avrupa Türklerden korkmuyor. Çünkü biliyorlar ki, biz zaten birbirimizi yeriz. Onların bir şey yapmalarına gerek kalmaz.
     
İDAŞ nasıl doğdu, şu anki geldiği nokta nedir? Murat İşeri ve İDAŞ'ın yollarının kesişmesi nasıl oldu?
      1965 yılında İstanbul Döşeme A.Ş.(İDAŞ)firması kurulurken, döşeme sanayiine konstrüksiyon üretmek üzere yola çıktık,ilk yıllarda otomobil koltuğu konstrüksiyonu üretiyorduk. Daha sonra Nosak firmasını satın aldık. O zamanlar Nosak firmasının sahibi "otomotiv sektörü nankördür. Sen yan iş olarak da bir faaliyet yap" diyince babamız yatak konstrüksiyonu yapmak için bir bölüm kurmuş. O zamanlar yataklarda konstrüksiyon yok. Yaylar birbirine iplerle bağlanıyordu. Biz sistemimizi piyasaya sununca yay sayımızın fazla olduğu ve sayıyı düşürmemiz gerektiği söylendi. Biz kaliteden ödün vermek yerine kendimiz yatak üretmeye karar verdik. 1967 yılında günlük 10 adet üretim kapasite ile tek firmaydık. Daha sonra pazara Konfor'un girmesiyle bir hareketlilik başladı.Türkiye'de yatak kumaşı diye bir kumaş yoktu. Döşemelik kumaştan yatak yapıyorduk. Hatta ilk kez bizimle beraber, Mensucat Santral "ölçülü çarşaf yapmaya başladı. Daha önce yatağın bir ölçüsü de yoktu. 90x190 yatak ölçüsüdür diye ortaya çıkıp insanlara anlatamadığımız için modüler yatak yaptık. O zaman Türkiye'de sunta bulmak da bir problemdi. Masiften yaptık. Çok değil 30 yıl önce ülkemiz bu durumdaydı.
     
     5 yıl evvelinden bahsedecek olursak ülkemiz yokluklar ülkesiydi. Yeni jenerasyon her şeyi çok kolay sanıyor. Bugün İDAŞ olarak iyi bir noktadayız. Bursa, Bozüyük ve İstanbul'da tesislerimiz var. İstanbul'da günde 18 kamyon mal sevkıyatı yapmaktayız, Bozüyük'de yatak altlarını yapıyoruz, Bursa'da 7 bin metrekare alanda metal mobilya üretimi yapıyoruz. 14 bölge temsilciliğimiz 2300 bayiimiz var. Bugün 28 yatak modelimizden birisine talep gelse 24 saatte teslim edebilecek kapasitedeyiz. Şu anda üretimimizin yüzde 85'ıni iç pazara veriyoruz.
     1970 yılında firmaya dâhil oldum. 1980 yılına kadar hem eğitimimi tamamladım. Hem de fabrikanın her bölümünde bilfiil çalıştım. 1986 yılına kadar yurtdışı eğitimim için fabrikada çalışmaya ara verdim. 1986 yılında tekrar fabrikaya ve sektöre döndüm. Benim yatak ile aramda çok büyük bir özveri var. Yatak benim ruhum, özüm.
     
     Bizim artık bu günden sonra yatak yapıp satmak gibi bir derdimiz yok. Hedefimiz, insanlarımızı nasıl daha rahat uyutabiliriz’in cevabını bulmak. Diğer firmalar dikkat ederseniz X Yatakları, Y Yatakları der. Biz "İDAŞ iyi Uykular" diyoruz. Çünkü iyi uyku üretiyoruz.
     
Sizin ihracatınız üretiminizin yüzde 15'i. Peki Türk yatak sektörü dünyada kendini kabul ettirmiş midir? Örneğin ihracat rakamları nedir?
      Fiyat ve kalite olarak evet, kabul ettirmiştir. Ama bunu iyi yorumlamanız gerekiyor. Burada ucuz fiyatlı yataktan bahsediyorsak evet denilebilir. Fiyatı ucuzdur. Kendine göre kalitesi vardır. Ama toplam kaliteden bahsedemezsiniz. Toplam maliyeti 18 Euro olan bir yatağı 35 Euro'ya satarsanız buna ben başarı diyemem.
     
     Bunun yanında kendisini dünya piyasasına kabul ettirmeye çalışan arkadaşlarımız da var. Bazılarını takdirle karşılıyor, bazılarına da üzülüyorum. Çünkü bu kadar kaliteli yatak yapıp, ucuz pazarı hedeflemek bence hata. Biz ülke olarak çok fazla yeteneğe ve bilgi birikimine sahibiz. Bugün 1200 Euro'ya yatak sattığımız şirketler var. Benden bu paraya alıyor ve satıyor. Bizde 100 Euro'nun altında yatak yok.
     
Yatak sektöründe yer alan firmaların tanıtımlarında TSE Standardına sahip olduğu belirtiliyor. Gerçekten ülkemizde belli bir yatak standardı var mıdır?
      Biz Türk pazarı için 28, dış Pazar için 76 yatak üretiyoruz. Bir tek yatağımı TSE'den geçirmedim. Biz sadece bir kez, ihaleye girmek için bir yatak yaptık. Onu da piyasaya vermedik. TSE'nin yatak konusunda çok ciddi olarak çalışması lazım. Yatak konusunda doğru ihracat verilerine ulaşmak dahi mümkün değil. "Türkiye'de geçen yıl yatak sektöründe ihracat rakamı ne?" diye sorsanız cevap, "şu kadar tondur" şeklinde olacaktır. Bu çok yanlış.
     
İDAŞ'ın mağaza konsepti ile bayileri aracılığı ile satışını yaptığı ürünler nelerdir?
      Ciromuzun yüzde 70’i yatak, kalan yüzde 30'u ise kanepe ve fonksiyonel oturma grupları, ev tekstili, metal mobilyadır. Biz yatakçıyız. Neden diğer ürünleri satıyorsunuz? diye sorarsanız, maalesef rekabet nedeniyle yanlış yapıyoruz. Biz ülke olarak markanın ne demek olduğunu unuttuk. Örneğin Atatürk tüm dünya için bir markadır. Muhammet denildiği zaman aklına kötü bir şey getiren var mıdır? Her markanın tek bir konsepti olmalı, idaş'ın konsepti uykuysa eğer uykunun içinde panel mobilyanın işi yoldur.
     
     Biz de bu sene aldığımız bir kararla misyon ve vizyonumuzu yeniledik, İleriki dönemlerde birkaç markaya daha sahip olacağız. Yatak satılan yerde, nevresim satılırmış gibi gelmesine rağmen, farklı ürünlerdir. Birinde moda satarsınız, diğerinde ihtiyaç satarsınız. Ben grup markası olayını çok seviyorum. Elbette hepsinin arkasında idaş güvencesi olsun. Ama bunun kültürünü çok iyi yazmak lazım. Ancak o zaman tam anlamıyla marka olabilirsiniz.
     Benim en büyük idealim 10 yıl önce idaş, Yataş ve İstikbalin tek bir çatı altında toplandığı bir mağazaydı. 3 ayrı sinerji ile herkesin kendi işini en iyi yaptığı bu ortak çalışmadan çok farklı bir mağazacılık anlayışı doğardı, Böyle bir grup bugün ikea olurdu. Şimdiyse hepimizin her şeyi var. Ama hepimizin güçlü olduğu bir şey var.
     
İdaş olarak sizin farklı markalarınız var. Bu markaların son kullanıcıya yansıması nasıl oluyor?
      Melek, Matist, idaş bizim üç farklı markamız, Matist bizim perstıj markamız, Melek, merdiven altına hitap ediyor, idaş ise ürüne hitap ediyor, Bir marka düşünün hem I liralık malı olsun, hem 100 liralık malı olsun, Bu doğru bir yaklaşım olmaz, ilk önce müşterinize anlatamazsınız.
     
Ülkemizde doktorlar, yatak konusunda bilinçliler mi? Veya yatak üreticileri ortopedistlerle ortak bir çalışma yapıyorlar mı?
      Ben doktorlara inanan bir insanım. Yatak konusu bir bilim. Hatta Almanya'da 2, Hollanda'da 1 üniversitede kürsüler var. Yatak sadece uyumak için bir araç değil, insanın sağlığına doğrudan etki eden bir sistemdir. Biz de bu konunun önemini kavramış bir firma olarak 1 veya 2 yıl içerisinde, "ortopedi sertifikası" verebilecek konuma geleceğiz. Bu sertifikada, "Bu yatak ortopediktir. Şu şartlarda ortopediktir" gibi bilgiler bulunacak, Bu iş için ciddi yatırım yaptık. Elektronik şiltemiz sayesinde yatan kişinin vücut ısılarını renkli görüntü haline getirerek en ideal yatak formunu verebiliyoruz.
     
     Biz ürün üretmiyoruz, iyi bir uyku için gerekli olan aracı üretmeye çalışıyoruz. Bizim firma olarak amacımız yatak üretmektir. Yoksa döşeği herkes üretiyor. Ülkemizde ergonomi kürsüleri var. Bu konuda çalışan bir dernek var. Buralarla irtibat halindeyiz. Bugün geldiğimiz noktada, insanımızı iyi tanımaya yönelik çalışmalarımız neticesinde, ofiste çalışan 40 yaş üzeri bir kişinin yüzde 80'inde omurilikte L4, L5'de problemi olabileceğini biliyoruz. Ortalama ölçülerde bana yaşınızı, boyunuzu ve kilonuzu söyleyin. Sizi görmeden uygun yatağı verebilirim.
     
     ArGe'ye firma olarak çok önem veriyoruz. Avrupa'da yataklarda "Ortopedik" lafını kullanamazsınız. Bizde her yatağın üzerinde yazıyor. Avrupa'da ortopedik yatak üretebilmek için, üniversitelerden "Ortopedi sertifikası" almanız lazım. Bunun kontrolü ülkemizde yapılmıyor. Avrupa'da ise kontrol şart. AB uyum yasaları içerisinde bu var. Çünkü bu bir "doktor tavsiyesi" niteliğindedir. Bir müşterinize, al bu ortopedik yatak senin ağrılarını iyi edecek derseniz, bu sözünüz, tıp bilimi dışından bin olarak tıbbi müdahalede bulunmanız anlamı taşır,Bunun yerine,"bence" diye başlayan önerilerde bulunmak daha doğru bir yaklaşımdır.
     
Yatak konusunda Kayseri çok iddialı. Yatak üretiminin %95’i bizde, "Türkiye'yi biz uyutuyoruz" diyorlar. Kayseri'de yaşanan rekabetin, yatak fiyatlarına etkisi oldu mu?
      Hayır. Türkiye'de yaklaşık 1,5 milyon adet yatak üretiliyor dedik. Ben 300 bin yatak yaptığıma göre, yüzde 95 Kayseri'de yapılıyorsa 4 milyon yatak yapılması lazım, İzmir, Bursa, Ankara, Adana'da dikkate alındığında Kayserili arkadaşlar biraz fazla iddialı konuşmuşlar. Kayseri elbette ciddi yatak üretim potansiyeline sahiptir, ama oran çok fazla söylenmiş. Türkiye'de bugün ürün anlamında, yatak üretimi var. Ama kaliteli uyku için yatak üretimi var mı derseniz, parmakla gösterilir, Türkiye'de 1165 firmanın kuruluş sözleşmesinde üretim kalemi olarak yatak var. 220 tanesinde kapasite raporu alınmış, 33 tanesi de marka olmaya çalışıyor ve reklâm yapıyor.
     
Firma olarak Arge çalışmaları kapsamında yaptığınız çalışmalar nelerdir?
      Yatak için kullanılan süngerler, PU sünger ve Vis-co Elaktif yani elastikiyeti kontrol edilebilen sünger kullanılıyor. PU sünger yaklaşık 10 yıl önce Avrupa'da terk edildi. Şimdi gözenekleri birbirinden farklı, her gözenek cidarı farklı kalınlıkta "soğuk sünger" kullanılıyor. Bu süngerin reaksiyonu da farklıdır. Tıpkı etsel duygu şeklinde bir reaksiyon verir. Almanya'da sünger kullanımı yüzde 50, Visco Elastik süngerde bir dezavantaj var. Vücudu kavrıyor. Ama hava dolaşımına engel teşkil ediyor. Bunu ortadan kaldırmak için 3 yıl süren çalışmalarımız oldu. Evoteks firmamızda yeni bir kumaş geliştirdik. Bunların testleri yapılıyor. Dünyada "Spacer" olarak bilinen bir kumaş var. Bu bir düz örgü kumaş. Arada bir dolgu malzemesi var. Bağlantı için dikine flamentler bulunuyor. Arada hava sürekli dolaşabiliyor. Ama düz örgü olduğu için tek tarafa esniyor. Biz bunu dört tarafa esner, kalınlığı 5,4 santim ve içinde sürekli hava dolaşabilen kumaş olarak geliştirdik. Bunun yanında tabii ki rutin olarak araştırmalarımız da sürüyor.
     
Kaynak: EvTekstili Aralık 2005 / Sayı:50
Google
Google



Reklam vermek için...