keyifli alışveriş. DEKOPAZAR
Koleksiyon
Ziraat Bankası resim koleksiyonu
"Sanata Destek bir Ziraat Geleneğidir"
      EDİP HAKKI KÖSEOĞLU (1904-1990)
     ATATÜRK VE MİTHATPAŞA YAĞLIBOYA 111 x 85 cm
     1904 yılında İstanbul'da doğmuştur. İlk ve orta öğrenimini Kadıköy Lisesi'nde tamamladıktan sonra Sanayi-i Nefise Mektebi-i Alisi'ne girmiş ve 1927 yılında Çallı'nın atölyesinden mezun olmuştur. Aynı yıl Avrupa sınavını kazanarak Paris'e gitmiştir. Yurda dönen sanatçı Sanayi-i Nefise Mektebi-i Alisi öğretmenliğine verilmiştir. Müstakil Ressamlar Cemiyeti üyesi olan sanatçı 1940'da Halkevleri genel merkezi tarafından Anadolu çalışmalarına gönderilmiş ve gönderildiği yurt köşelerinden başarılı eserlerle dönmüştür.
     Gerçek anlamda bir emprestyolist olan sanatçı birçok karma sergiye katılmış ve beğeni kazanmıştır. Bazı özel kolleksiyonlarda ve Resim Heykel Müzelerinde eserleri bulunan sanatçı 1990 yılında aramızdan ayrılmıştır.
     
     
      İBRAHİM SAFİ (1898 - 1983)
     TC ZİRAAT BANKASI GENEL MD.LÜK BİNASI YAĞLIBOYA 70 x 50 cm
     
     1898'de Kafkasya Nahcivan doğumludur. İlk sanat eğitimini Erivan Lisesi'nde okuduğu yıllarda resim öğretmeni Kolzastan ve Akademi mezunu akrabalarından aldı. Genç yaşlardaki eğitimini Moskova Güzel Sanatlar Akademisi'nde alan İbrahim Safi, I. Dünya Savaşı sırasında İstanbul'a gelmiş ve burada yerleşmiştir. İstanbul'da Sanayi-i Nefise Mektebi'ne girerek 1923 yılında buradan mezun oldu. Naci Kalmukoğlu ile birlikte çalışıp, yurtiçi ve yurtdışında birçok sergi düzenledi. 1983 yılında ölen İbrahim Safi, empresyonist, realist çalışmaları ile tanınır. Eserlerinde canlı renkler kullanan sanatçı konu olarak daha çok peyzajları seçmiştir. Eserleri birçok özel koleksiyonda yer almaktadır.
     
      DERE VE AĞAÇ YAĞLIBOYA 40 x 64 cm
      HOCA ALİ RIZA
     (1858 - 1930)
     1858 yılında Üsküdar'da doğduğu için sanat tarihimize Üsküdar'lı Hoca Ali Rıza adıyla geçmiştir. Rüştiyedeki öğrenciliği sırasında resim derslerindeki yeteneği ile dikkat çeken Hoca Ali Rıza, resim derslerini Osman Nuri Paşa, Süleyman Seyyid Bey ve Kez'den almıştır. 1884'te teğmen olarak Harbiye'yi bitiren genç ressam, bu yüksek okula resim öğretmeni olarak girmiştir. Onun bu dönem resimlerinde ve daha sonraki yıllarda, doğup büyüdüğü Üsküdar ve Karacaahmet'in sessiz köşelerini, kıyı kahvelerini ve güneşli kayalıklarını tercih ettiği görülür.
     
     Tek başına bir "okul" etkinliğiyle çok sayıda öğrenci yetiştiren Hoca Ali Rıza, resim derslerinde kullanmak üzere desen albümleri hazırladı. İkinci Meşrutiyet'ten sonra kurulan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti'nde başkanlık yaptı. Yurtdışına çıkmamış ressamlarımızdandır. Harbiye'de çalışırken bir ara İtalya'ya resim öğrenimi için gönderilmesine karar verildiği halde, Napoli'deki bir kolera salgını buna engel olmuştur. Berlin üniversitelerinin kendisi ile ilişkiler kurmak için çabaladığı bu ünlü sanatçımız kurşunkalem çalışmalarında kurallar kurmuş bir üstattır. Bugün Hoca, Türk Resim Sanat Tarihi'nde eşine rastlanmayan bir değer olarak kabul ediliyor. Aşık olduğu tabiatın içine girip resimler yaparak ömrünü tamamlamıştır. Her sabah şafakla birlikte kalkar, Üsküdar'ın ve Boğaz'ın zenginliklerle dolu tepelerine tırmanır bir kaya parçasından, bir yelkenliden, bir fıstık ağacı siluetinden, bir İstanbul ahşap evinden bin bir renk manzumesi ile şaheserler yaratırdı. Hoca için realizmin en zengin temsilcisi diyebiliriz. Hoca yaşadığı çağın üstünde bir sanat anlayışına sahipti. 1930 yılında ölen Hoca Ali Rıza'nın mezarı Üsküdar Karacaahmet'tedir.
     
      TOPKAPI SARAYI
      YAĞLIBOYA 75,5 x 112,3 cm
      İBRAHİM ÇALLI (1882 - 1960)
     1882'de İzmir'de doğdu. İdadi öğrenimini Denizli'de bitirdikten sonra İstanbul'a gelen Çallı Adliyede katiplik yapıyordu (1896). Bir gün ressam Şeker Ahmet Paşa'nın ilgisini çekti. Sanayi-i Nefise Mektebi Müdürü Osman Hamdi ile tanıştırıldı ve okula girdi (1906). Dört yıl süren okul çalışmalarından sonra açılan Avrupa yarışmasını kazanan İbrahim 1910'da Paris'e gitti. Güzel sanatlar okuluna yazıldı. Orada 4 yıl Fernand Corman'un atölyesinde çalıştı. 1914'de Paris'te birlikte çalıştıkları Ruhi Arel ve Hikmet Onat'la Türkiye'ye döndü.
     
     Çallıda, göze çarpan başlıca özellik, renk parlaklığı, saydamlığı ve açık hava ressamlığıdır. Mevleviler dizisi belki de en ilginç yapıtlarıdır. 1960'da İstanbul'da öldü.
     
      BEBEK SIRTLARINDAN SABAH
      YAĞLIBOYA 59 x 81 cm
      HİKMET ONAT (1882 - 1977)
     
     1882 yılında İstanbul'da doğan Hikmet Onat, ilk öğreniminden sonra, Heybeliada Deniz Harp Okulu'nu 1903 yılında bitirdi. Bahriye'den ayrılarak İstanbul Sanayi-i Nefise Mektebi'ne girdi. 1910 yılında mezun olup, resim üzerine açılan bir yarışmaya katılarak Paris Güzel Sanatlar Akademisi'nde Fernaed Cormon Atölyesi'nde dört yıl çalıştı. I. Dünya Savaşı'nın çıkması üzerine yurda döndü ve Nişantaşı Sultaniyesi'nde öğretmenlik yapmaya başladı.
     Öğretmenliğine Güzel Sanatlar Akademisi'nde de devam eden Hikmet Onat, 1922 yılında Güzel Sanatlar Cemiyeti'ne kurucu üye olarak katıldı. Hikmet Onat, ilk dönemlerinde İstanbul'un deniz ve kır görünümlerini renk ve ışık parlaklığıyla canlandıran resimleriyle tanındı.
     
     Eserleri Resim ve Heykel Müzesi ile özel koleksiyonlarda bulunan sanatçının başlıca yapıtları şunlardır: "Kandilli Sırtlarından", "Siperde Mektup Okuyan Askerler", "Savaşa Giderken Veda", "Kabataş'tan Manzara", "Dikiş Diken Kadın", "Derede Sandal", "Salacak", "Topkapı Sarayı", "Kıyıda Gemi" vb.
     
      HALİÇ'TE KAR YAĞLIBOYA 52 x 76 cm
      CEVAT ERKUL (1897 - 1981)
     
     1897 yılında İstanbul'da doğdu, 1981 yılında İstanbul'da öldü. Ailesinin hukuk okumasını istemesi üzerine bir süre hukuk okudu. İDGSA Resim Bölümü'nde Hikmet Onat Atölyesi'nde çalıştı. Zamanını sanata ayırmak düşüncesi ile yargıtay üyeliğine kadar yükseldiği mesleğinden ayrıldı. İzlenimci palete bağlıdır. İstanbul görünümlerini ışık etkileri içinde yansıttığı resimlerinde Çallı kuşağının yaygınlaştırdığı anlayışa sonuna kadar bağlı kalmıştır.
     
      KASIMPATLARI YAĞLIBOYA 48 x 64 cm
      NAZLI ECEVİT (1900 - 1985)
     
     Asker kökenli bir aileden gelen Nazlı Ecevit, 1900 yılında İstanbul'da doğdu. Babası Albay Emin Bey, büyükbabası Ferik Salih Paşa'dır. Annesinin babası ise padişah yaverlerinden Kırat Paşa'dır.
     Nazlı hanım, meşrutiyet döneminde kızlar için açılan İnas Sanayi-i Nefise Mektebi'nin ilk öğrencilerindendi. Ankara ve İstanbul'da resim öğretmenliği yapmıştır. Her tarzı başarı ile fırçasına aktarmıştır. Mesleği ile ilgili derneklerde başkanlık yapmıştır. 1985 yılında vefat etti.
     Manzara, portre ve ölü doğaları ile tanınır. 1922-1947 yılları arası verdiği aradan sonra tekrar resme başlamış. 1948-75 arası Devlet Resim ve Heykel Sergi'lerinin hemen hemen hepsine katılmıştır. Eserleri çoğunlukla yağlıboya, suluboya, pastel ve karakalemdir.
     
      NATÜRMORT YAĞLIBOYA 37,5 x 46,5 cm
      AYETULLAH SÜMER (1905 - 1979)
     
     İzmir 1905 doğumlu olan Ayetullah Sümer, Marsilya'da ticaret eğitimi gördüğü sırada ressam Theophile Berengier'den özel resim dersleri alarak resim sanatına geçmiştir. Aynı kentteki akademide resim öğrenimi gören sanatçı, Paris'te on yıllık fresk çalışmaları da yaptı. Türkiye'ye dönüşünde, yani 1938 yılında Güzel Sanatlar Akademisi'ne öğretim üyesi olarak girmiş ve burada kurduğu fresk atölyesini 38 yıl yönetmiştir. İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'nden 1971 yılında emekli olan Ayetullah Sümer, ilk kişisel sergisini Paris'te açmıştır. Bu sergiyle gümüş madalya kazanan sanatçının, resim anlayışı yıllar içinde doğalcı, yalın bir anlatım biçimi benimsemiştir.1932 yılında halkevleri tarafından Anadolu'ya gönderilen sanatçı, resimlerine Anadolu çizgilerini de yansıtmıştır.
     
     1939 yılında çizdiği Afyon görünümlerini, natürmort ve portre çalışmaları izlemiştir. Ayetullah Sümer, ayrıca Atatürk ve İnönü'nün de birçok tablosunu yapmıştır.
     Genellikle koyu tonların egemen olduğu resimlerdeki buğulu atmosferler, onun karamsar ve içedönük dünyasını yansıtmaktadır. 1979 yılında vefat eden sanatçının birçok özel koleksiyonda eserleri mevcuttur. Ayrıca, "Bir İstanbul Manzarası-1943", "Kitaplar Hayatın Masalı- 1951", "Bakır Kaplar-1955" gibi önemli eserleri de İstanbul Resim ve Heykel Müzesi'ndedir.
     
      KIBRIS'TAN DÖNEN MÜCAHİTLER YB 39 x 58 cm
      NURİ İYEM (1915-2005)
     
     1915 doğumlu olan sanatçı Nazmi Ziya aracılığıyla Akademi'nin orta bölümüne kaydını yaptırmıştır. Nazmi Ziya, İbrahim Çallı ve Hikmet Onat atölyelerinde çalıştıktan sonra Levy'den dersler alan Nuri İyem, Akademi'nin orta bölümünden Ragıp Gökcan ile birlikte birinciliği paylaşarak mezun oldu.
     Yüksek bölümü yeni açılan Akademi'ye 1940 yılında yeniden giren ve dört yıl sonra okulu bitiren ressam, toplumcu-gerçekçi sanat anlayışını paylaştığı arkadaşlarıyla "Yeniler Grubu"nu kurdu. Boyut ve soyut sonrası olmak üzere iki dönem altında biçimlenen Nuri İyem'in sanatı akademi merkezli sanat görüşlerine karşıt bir seçenek üzerinde kimliğini bulmuştur. 18 Haziran 2005 tarihinde vefat etti.
     
      KADIN PORTRESİ YAĞLIBOYA 68 x 48 cm
      ŞÜKRİYE DİKMEN (1918-2000)
     
     Cumhuriyet Dönemi kuşağını temsil eden sanatçılardan Şükriye Dikmen ise 1948 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun oldu, İlk sergisini açtığı 1953 yılında Paris gibi bir sanat ortamında dikkatleri çeken Dikmen, Ecole du Louvre’un sanat tarihi bölümünü bitirdi ve üç yıl Leger Atölyesi’nde çalıştı.
     Tek figürlü kadın ve genç kız portrecisidir. Genellikle kontrplak üzerine çizdiği, sınırları belli, iri gözlü, minyatürleri, Japon estamplarını hatırlatan kadın başları, yüzleri çevreleyen ovalleri, dış dünyaya açılmış birer aydınlık pencere gibi duran gözleri, ince boyunları, kavuşturulmuş elleriyle Şükriye Dikmen'in kadın figürleri, tartışılmaş kişiliğinin ürünleridir.
     
      MAVİ RAPSODİ
     YAĞLIBOYA 125 x 127 cm
      ADNAN TURANİ (1925 - )
     
     1925 İstanbul doğum olan Adnan Turani, 1948’de Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü’nü bitirdi. 1953’de Avrupa sınavını kazanarak Almanya’ya gönderildi. 1959 yılına kadar Münih, Stuttgart ve Hamburg Güzel Sanatlar Akademileri’nde çalıştı. Yurda döndükten sonra 1970 yılına kadar Gazi Eğitim Enstitüsü Resim bölümünde atölye hocalığı yaptı ve sanat eserleri analizi dersi verdi. Daha sonra Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1973’te doktorasını veren sanatçı, 1982-1986 yılları arasında aynı üniversitenin Güzel Sanatlar Fakültesi’nde öğretim üyeliği yaptı. 1986-1990 yılları arasında Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde “prof.dr.” olarak çalıştıktan sonra emekli oldu.
     
     Resim çalışmalarının yanı sıra litografi ve duvar resimleri de yapan sanatçı, çok sayıda yazılı esere de imza attı. İki kez devlet resim ödülü alan sanatçı, 1992’de yılın sanatçısı seçildi. 1993 yılında Sedat Simavi Ödülü’nü, 1996’da Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği’nin Onur Ödülü’nü alan sanatçı, Anadolu Üniversitesi tarafından da onursal doktora ile ödüllendirildi. 1990’da Hacettepe Üniversitesi’nin Hacettepe Sanat Ödülü’nü kazanan sanatçı, 2001 yılında da Çağdaş Sanatçılar Vakfı tarafından Onur Ödülü’ne layık görüldü.
     
      NUH'UN GEMİSİ YAĞLIBOYA 50 x 67 cm
      NURİ ABAÇ (1926 - )
     
     İstanbul Güzel Sanatlar Akademisinin Resim Bölümüne 1944 yılında girdi. Bir yıl kadar Leopold Levy Atölyesinde çalıştı. Daha sonra Mimarlık Bölümüne devam etti ve 1950’de mezun oldu. İlk kişisel sergisini 1949’da Mersin’de açtı. 1960’ta Ankara’ya yerleşen sanatçı 1969 yılında BRHD'nin kurulmasında kurucu üye olarak yer aldı. Yurtiçinde ellinin üzerinde kişisel sergi açan Abaç, bir çoğu yurtdışında olmak üzere yüz yirmi kadar karma sergiye ve bienallere katıldı. Çeşitli yarışmalarda onun üzerinde ödülü olan sanatçıya 1988’de “Ellinci Sanat Yılı” ödülü verildi. Abaç, çalışmalarında yerel ve geleneksel motifler ve konular üzerine kurulu bir fantastik düzeni oluşturma ve bu gerçeküstü masalını gerçekleştirme çabalarını sürdürmektedir.
     
     Nuri Abaç’ın resimleri, 1970 öncesi ve sonrası olmak üzere iki dönem altında incelenebilir. İlk dönem resimlerinde, Anadolu mitolojisinden kaynaklanan iri yapılı figürler, insanüstü yaratıklar, gerçeküstü varlıklar görülür. Fantastik dönem olarak da adlandırılabilecek bu resimlerin arkasından, geleneksel Karagöz tasvirlerindeki biçim anlayışının güncel yaşama uygulandığı daha yöresel bir beğeni, ağır basmaya başlar. İki dönemi birleştiren ortak özellik, fantastik yorumun temel aks olarak benimsenmesidir.
     
      DEMİR HEYKEL
     116 x 70 x 84 cm KUZGUN ACAR (1928-1976)
     
     1928 yılında İstanbul'da doğan sanatçı 1948 yılında İstanbul Sultanahmet Ticaret Lisesini bitirdikten sonra Akademinin heykel bölümüne girdi. Prof. Belling'in öğrencisi olan sanatçı 1933 yılında Akademiden mezun olmuştur. Kuzgun ACAR, Hadi BARA'nın etkisiyle daha öğrencilik yıllarında soyut figürsüz çalışmalara yönelmiştir.
     Önceleri Kafes, tel kullanarak Gabo'yu anımsatan yarı saydam formların ördüğü komposizyonlar düzenlemiş, sonradan tel ve çivi kullanarak değişik biçimde uygulamalara girmiştir. 1961 yılında Paris'e giden ve bir yıl orada çalışan sanatçı bu çalışmalarını 1962 yılında Musee Darts'de sergilemiştir. Yurda döndükten sonra aynı anlayışta ve soyut anlamda, gerçekten plastik değeri yüksek yapıtlar vermiştir.
     
      BALIKÇILAR SERAMİK 45 x 64 cm
      HAMİYE ÇOLAKOĞLU (1933 - )
     
     Prof. Dr. Hamiye Çolakoğlu, 1959-1963'de İtalya'da 4 yıl süre ile Floransa "Devlet Seramik Sanat Okulu'nda Teknoloji ve Yüksek Pişirim Eğitimi, Perugia Üniversitesi’nde Sanat Tarihi ve İtalyan Edebiyatı, kurslarına katıldı. 1965'de yurda döndükten sonra kendi seramik atölyesini kurdu. 1983'de Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü Kurucusudur. Halen aynı bölümde ek görevli öğretim elemanı olarak ders vermektedir.
     
      SERAMİK 49 x 64,5 cm
      ZEHRA ÇOBANLI (1958 - )
     
     1981 yılında İstanbul Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu Seramik Bölümünü bitirdi. 1984 yılında Mimar Sinan Üniversitesinden yüksek lisans, 1986 yılında da Marmara Üniversitesinden sanatta yeterlik derecelerini aldı. 1986-1989 yılları arasında Avustralya’da ve 1993-1994 yıllarında Manbusho Bursu ile Japonya’da çalışmalarını sürdürdü. Dördü yurtdışında olmak üzere toplam yirmi altı kişisel sergi açtı.
     
     On iki ödül kazanan sanatçının ödülleri arasında 1995 Devlet Seramik Yarışması Başarı Ödülü ve 2001’de Kore’de Dünya Seramik Bienali Seramik Yarışması Onur Ödülü sayılabilir. Halen Anadolu Üniversitesi Seramik Bölümünde çalışmalarını sürdüren sanatçı eserlerini yerel kimlik ve kültür bütünlüğünden kendisine özgü postmodern bir yaklaşımla kadın duyarlılığının da katıldığı evrensel çalışmalar olarak tanımlamaktadır.
     
     
     Halen İstanbul-Tünel, Ankara-Mithatpaşa ve Kuğulu, Samsun-Ömer Nafi Güvenli ve Safranbolu-Kızıltan Ulukavak Sanat Galerilerinde, sezon boyunca açılan sergilerden alınan eserlerle koleksiyonumuz daha da zenginleşmektedir.
     
     Tel: 0 312 310 68 95 / 0 312 310 12 37 Adres:Bankalar Caddesi. No:42 06107 Ulus/ANKARA
     
Kaynak: ziraat.com.tr
Google
Google



Reklam vermek için...