keyifli alışveriş. DEKOPAZAR
Dekorasyon
Fazla ayna dengesizlik yapabilir...
      Mustafa Evirgen,aynasız ev olabileceğine inanmıyor, çünkü ona göre aynaya bakmak temel bir ihtiyaç. Mustafa Evirgen, 13 yaşında çırak olarak başlamış, 40 senedir de aynaların arasında. Sanatsal çerçeveler de yapıyor, mesleğinden felsefi çıkarımlar da...
     
     13 yaşımdan beri aynacılık, çerçevecilik yapıyorum. Baba mesleği falan değil; benden başladı yani. Çırak başlayıp, 80'de bu dükkânı açtım. Erzincanlıyım, 69'da önce Ankara'ya geldim, sonra 72'de İstanbul'a. Hayatımda başka iş yapmadım, tek meslek.
     
     Babam Erzincan'da çiftçiydi. İstanbul, Ankara, o zamanlar bizim için bir hayal yeriydi. Başka bir hayat; orada iş, orada para... Geldiğimiz yer cereyanı olmayan, suyu akmayan, böyle yaşam şartlarında bir dağ köyü. Yazın bir şey yetiştiriyorsun, kışın onu yiyorsun, küçükbaş hayvancılıkla, davarcılıkla, peynircilikle uğraşıyorsun. Altı kardeşiz. Bir tanesi benden önce gitmişti Erzican'dan.
     
     Ankara, Cebeci'de bir aynacı, çerçeveci vardı; Erzincanlı. Amcam Kurban Bayramı için küçükbaş hayvan getirmiş, ben de yanındayım. Sonra beni bıraktı gitti. Öyle işte, bıraktı; eti senin kemiği benim hesabı. Köyümüzden birkaç genç varmış daha önce giden, ev tutmuşlar, onların yanında kalıyordum. Zordu, ama öyle bir para biriktirme hedefi vardı ki, koymuyordu. Mesela haftada 100 milyon alıyorum, onun 50 milyonunu yer, 50 milyonunu artırırdım. O zaman adam olmak, mal almak mülk almaktı bizim için. Araba falan hiç aklımıza gelmedi, iş kurmak, ev almak, zengin olmaktı hayalimiz. Ne oldu? Türkiye şartlarında zengin olduk belki. Bu dükkânın tapusu benim, bir iki dairem var, arabam var, yazlığım var. Tırnaklarla çalışacaksın, o zaman oluyor.
     
     Değişik değişik aynalar satıyoruz, bir de çerçeve, her türünden. Sanatsal yönümüz de olduğu için keyifli oluyor. İbrahim Çallı, Abidin Dino... İbrahim Safi diye bir ressam vardı, meşhurdur, onu tanırdım mesela. Yabancılardan pek bilmem, Ayvazovski olsun, Dali olsun, Monet olsun, resimlerinden tanırım bakınca. İnanır mısın benim sanatla hiç alakam olmadı. Onlar resim yaptı, biz çerçeveledik; o şekil yani.
     
     Evde çok ayna olması iyi bir şeydir, mekânı ferahlatır, ama hep kendini görmekten de sıkılabilirsin. Dengesizlik yapabilir yani ayna. Kendisini merak eden, bakımlı insan aynayla ilişkilidir. Kendine bakmayan, aynaya da bakmaz. Aynasız ev olmaz bir kere, en azından banyoda vardır. Ona da bakmayan insan olacağını hiç sanmıyorum. Ayna temel ihtiyaçtır. Televizyonda bir dizi seyret, mutlaka vardır. Bak, eskiden insanlar salona tablo asardı, artık ayna asıyor. Bir şeffaflık demek, bir iyimserlik... Tavanlara bile ayna yapan var.
     
     Eskiden ayna ustaları vardı. Ana madde gümüş... Şöyle böyle 10 senedir flotal ayna diye geçiyor, fabrikadan çıkıyor. Çok kaliteli aynalar, bozulma olasılığı çok zayıf. Artık sararma yok, baktığında öyle dalgalı gibi çarpık çurpuklaşma yok. Ben de bakıyorum haliyle. İnsan merak ediyor, acaba aynada nasılım, dışarda nasılım? Zaman zaman kontrol ederim, yandan bakarım kendime, hatta enseme bakarım, nasıl görünüyor diye.
     
     İş dışında müzik severim, spor severim. Futbol oynamıştım. Arabamda 100 taneden fazla kaset CD bulursun. Eski ozanları severim. Aşık Mahsuni Şerif hastasıyım diyebilirim. Sözlerin her biri ayrı güzel: 'İşte gidiyorum çeşmi siyahım', sonra 'Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana'...
     
Kaynak: Radikal
Google
Google



Reklam vermek için...